AK Parti'den 5 Ağustos 2026 tarihinde Üsküdar Belediye Meclisi’nde yapılan Başkan Vekilliği seçimi hakkında ortaya atılan iddialar üzerine basın açıklaması geldi.
Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;
İddialarımızın tamamı, Üsküdar Belediyesi’nin kendi resmî yayınında kamuya açık biçimde yayımlanan canlı yayın kaydına dayanmaktadır.
Üsküdar Belediyesi’nde yaşanan gelişmeleri, tüm kamuoyuyla birlikte bizler de üzülerek takip ediyoruz.
Belediye Başkanı da dâhil olmak üzere soruşturmada adı geçen birçok kişinin yargılanma süreci devam ediyor.
Bizler masumiyet karinesine inanıyor, hukuk devletinin temel ilkelerine bağlılığımızı koruyoruz.
1 Ağustos tarihinde, Belediye Kanunu’nun 47. maddesi gereğince Belediye Başkanı görevden uzaklaştırılmış, aynı Kanun’un 45. maddesi gereğince de Belediye Başkan Vekili seçiminin yapılması zorunlu hâle gelmiştir.
Çarşamba günü gerçekleştirilen seçim, yalnızca Meclis’teki siyasi grupların değil, Üsküdar’da sandığa yansıyan halk iradesinin de bir tezahürüdür.
Meclis üyelerinin iradesini korumak da demokrasinin temel gereğidir.
Ancak seçim sürecinde, bu iradenin özgür biçimde ortaya çıkmasını gölgeleyen ciddi ve vahim olaylar yaşanmıştır. Seçim güvenliği ve gizli oy ilkesi bakımından tartışmalı uygulamalar kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşmiştir. 3. turda 6 (ALTI) CHP’li Meclis üyesinin Cumhur İttifakı adayımız Dündar Ziya Gültekin lehine oy kullanmasının ardından, seçimin olağan akışına aykırı şekilde ara verilmiştir.
Biz, üçüncü turun ardından seçimin kesintiye uğratılmadan devam etmesini ısrarla talep ettik. Buna rağmen Meclis Başkanlığı tarafından seçime ara verilmiş, bu ara esnasında yaşananlar da kamuoyuna yansımıştır.
Üsküdar’daki usulsüzlüklere “dur” diyen ve 3.tur oylamada Cumhur ittifakı adayımız Dündar Ziya Gültekin lehine oy veren Meclis üyelerine yönelik baskı ve tehdit iddiaları gündeme gelmiş; CHP’li Meclis üyelerinin kendi grup odalarında adı Yeni fakat uygulamaları ve tavırlarıyla eski Türkiye'yi hatırlatan Partinin İl Başkanı tarafından tehdit edildiği ve son turda tercihlerini değiştirmeleri yönünde baskı gördükleri iddia edilmiştir.
Nitekim aranın ardından tablo değişmiş, Üçüncü tur ile dördüncü tur arasında yaşanan bu değişimin, verilen ara sırasında yaşanan tehdit, şantaj ve baskı iddialarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekliliği doğmuştur.
4. turda yaşananlar ise seçim sürecindeki tartışmaları daha da derinleştirmiştir. G harfinin 6’ya, Z harfinin T harfine ve 2 ‘ye benzetildiği, K harfinin üzerinden tekrar geçildiği gerekçeleriyle oyların geçersiz sayıldığına şahit olduk.
Divan Başkanı Ali Aral aynen şu ifadeleri kullanmıştır.
“Karıştı bu oylar ya.
Oyları karıştırdım.
Hangisi geçersizdi?”
Diyerek oyları karıştırdığını kabul etmiştir.
Oyların ve itirazların hangi pusulaya ilişkin olduğu konusunda böylesine açık bir karışıklığın yaşanması, seçimin güvenilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmuştur.
Oyların geçerliliği sadece Yönetmelik çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Söz konusu pusulaların geçersiz sayılması için ileri sürülen gerekçelerin mevzuatta karşılığı bulunmamaktadır.
Bu pusulalar matbu değildir.
Meclis üyeleri adayın adını ve soyadını kendi el yazısıyla yazmaktadır.
Yazılan isimden hangi adayın tercih edildiği açıkça anlaşılıyorsa,
bir harfin görüntüsünün oyu geçersiz kılması kabul edilemez.
Üstelik oy pusulası geçersiz sayılırken şu ifade kullanılmıştır:
“Bir önceki itirazda diğer adayın pusulası geçersiz sayıldı; K harfinden dolayı aynı şekilde bunu da geçersiz sayıyoruz.”
Bir oy pusulasının geçerliliği, sadece o pusula üzerinden değerlendirilmelidir.
Başka bir isme ait pusula hakkında verilen kararın, sonraki bir pusulanın geçersizliğine gerekçe yapılması hukuki açıdan ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Bununla da sınırlı kalınmamıştır. Dördüncü turun sonucu birleşim sırasında iki kez ve birbirinden farklı biçimde açıklanmış, ardından düzeltme yapıldığı belirtilmiştir. Ancak düzeltilmiş açıklamadaki oy dağılımının da tasnif sırasında kayıtlara yansıyan durumla örtüşmediği görülmektedir.
Bugün itibarıyla iki ayrı suç duyurusunda bulunduk.
Birincisi, Başkanlık Divanı üyeleri hakkındadır.
Başta görevi kötüye kullanma olmak üzere, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesine ilişkin suçlamaları ve iddiaları içermektedir.
Diğeri ise 3.tur sonrasında verilen arada salonda ve salon dışında yaşanan olaylara karışan kişiler hakkındadır.
Bu başvuru, 3.tur ile 4.tur arasında Meclis üyelerine yönelik baskı, tehdit ve alenen hakaret iddialarına ilişkindir.
Seçim işleminin ve Meclis kararının iptali ile seçimin yenilenmesi talebiyle idare mahkemesinde de dava açacağız.
Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı Üsküdarlı hemşehrilerimize ve tüm kamuoyuna ifade etmek isteriz.