Tahta ikinci kez geçmişti.
Geçer geçmez “İstilaya son verdim.” dedi.
“Artık kimsenin toprağına girmeyeceğiz.
Kimsenin burnu kanamayacak.
Herkes mutlu olsun.
Barış getiriyorum.” dedi.
Ancak bir şartla!
“Bana daha çok haraç (vergi) vereceksiniz.”
Gemisini denizde yüzdürenden, uçağını havalandırana;
Balık tutanından, tarlada sabanını sürene…
Herkes elini cebine attı.
Verdikçe verdiler…
Ancak “Barışçıl Kralı” doyuramadılar.
O da istedikçe istedi…
Kafasını bozanların vergisini iki katına çıkarttı.
Böyle yöneteceğini sandı.
Çünkü bol para ve bol itaat vardı.
Ta ki odasına birileri girip, önündeki masasına o evrağı bırakıncaya kadar.
“Kral” şaşırdı!
Ne yapacağını bilemedi.
Çünkü; o evrakta kirli bir geçmiş vardı.
Çocuk vardı... İstismar vardı… Suç vardı…
Evrağı getirenler ‘Kral’a, “İstediğimizi yapacaksın.” dedi.
“İşgal edeceksin…
Korsanlık yapacaksın…
Öldüreceksin…
Hukuk tanımaz olacaksın…
Ve bunları sadece bizi büyütmek için yapacaksın” dediler “Kral’a” …
O da bunları yaptı!
Haraca bağladığı toplumlara bir de korsanlığını ekledi…
Vergi aldığı yerlere işgali de ekledi.
“Daha fazla para kazanırım” dediği yerleri almak için bunlara bir de katliamlarını ekledi.
Suçlu geçmişinin yanına, şantajla da olsa suç yaptığı bir gelecek ve kariyer de ekledi.
Evet, son iki senede dünyanın sözüm ona süper gücünü yöneten bir liderin politikalarını izledikçe zihnimde böyle hikâye beliriyor.
Zaten dünya şu an aynı gerçeklikle karşı karşıya değil mi?
İstediğin ülkenin vergisini artıracaksın.
İstediğin ülkenin madenlerine el koyacaksın.
İstediğin ülkenin liderini kaçıracaksın.
İstediğin ülkenin liderlerini öldüreceksin.
İstediğin ülkenin toprağına el koyacaksın.
Bunu da;
Sana şantaj yapanların ‘sapkın’ düşünceleri,
Sözde “Vadedilmiş toprak” hayalleri,
Kendilerini tek gören “Seçilmiş ırk” fikirleri… için yapacaksın!
Bir yandan kendini barış ödülüne layık göreceksin,
bir yandan Epstein’e kurban edilen çocukların, Gazze’de ve İran’da katledilen masum çocukların kanıyla gezeceksin,
bir yandan da 1,5 yılda 7 ülkeye savaş açan tek “lider” olacaksın.
Bir ülke korkuyla susturulabilir.
Zulüm kısa vadede kazandırır gibi de görünür.
Ama gerçek güç işgal etmekte değil, korumaktadır.
Ve korumayı bilmeyen, sonunda yönettiği her şeyi kaybeder.