Gündem

CHP'den istifa etmişti, AK Parti'ye katıldı! Rozetini Erdoğan taktı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün kahraman ilan ettiklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın... Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet, ne ararsan var..." dedi. Öte yandan CHP'den istifa eden Nimet Özdemir AK Parti'ye katıldı.

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Grup toplantısı sonrası CHP'den istifa eden Nimet Özdemir AK Parti'ye katıldı. Rozetini Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı.

"ŞOV PEŞİNDELER"

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet meclisi tıkama çalışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor. İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını gazi meclise taşıyanlar eklenmiştir.

"ENTRİKA, SKANDAL... NE ARARSAN HEPSİ VAR"

Yüce meclis; siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz.

“ÇERÇİ DÜKKANI GİBİ YOK YOK”

Sabahın 9'unda gelip salon işgal edeni mi ararsın, birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevrenleri mi ararsın; dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın; dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın... Tekmili birden mevcut. Çerçi dükkanı gibi yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet... Ne ararsan hepsi var.

“DEMOKRATİK SİYASETE DE ZARAR VERİYOR"

İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak bu. Şimdi değerli kardeşlerim, kuşkusuz her siyasi parti kendinden sorumludur. Biz başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmeyiz. Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz.

Ama bir partinin iç meselesi bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi haline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince 'Cumhuriyeti biz kurduk', 'Atatürk'ün partisi' olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor.



"MUHALEFET, GÜÇLÜ BİR DEMOKRASİNİN MÜTEMMİM CÜZÜDÜR"

Açık söyleyeyim; biz bu durumun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir. İktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür. Vesayet altındaki bir muhalefet demokrasimiz için ne kadar tehlikeliyse; toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefet de aynı ölçüde risklidir.
Türkiye'nin selameti açısından muhalefet de iktidar kadar dinamik olmalı, hızlı, üretken, çalışkan olmalıdır. Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır. Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine eserlerin, fikirlerin, hizmetlerin yarıştığı yeni bir iklimin hakim olmasını istiyoruz.

YOBAZ ANLAYIŞLA MÜCADELE ETTİK"

AK Parti'yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir. Kuruluşumuzdan itibaren hep bir mücadele içinde olduk. Anti-demokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ'ından FETÖ'süne, eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik. Kızlarımızın başörtüsünden, çocuklarımızın hafızlığından, dinlediğimiz mehter marşından rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik.

Milletin kesesinden beslenen hortumcularla, halkın malını ganimet bilen yağmacılarla mücadele ettik. Eser ve hizmet namına ne yapılırsa engellemeyi marifet zanneden takoz zihniyetle mücadele ettik.