Eskiden "çocuğunu sokaktaki yabancılardan koru" derdik. Şimdi ise asıl tehlike sokakta değil, çocuğunuzun avucunun içindeki o parlak ekranda. Türkiye, 15 yaş altı için sosyal medya yasaklarını tartışırken, Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun (KVKK) TikTok, Instagram ve Facebook gibi devlere yönelik başlattığı inceleme aslında geç kalınmış ama hayati bir alarmdır.
Peki, bu dijital devlerin çocuklarımızın peşini bırakmamasının asıl sebebi ne? Mesela sadece bir video izlemek mi? Kesinlikle hayır.
Dijital Stokçuluğa Dur Demeliyiz
Yıllardır gözlemlediğim bir gerçek var: Bu platformlar sadece hizmet sunmak için orada değiller. Asıl soru şu: Bir uygulama neden bir çocuğun her tıklamasını, her ilgisini, hatta dijital dünyadaki her nefesini "veri" olarak paketleyip saklar? Ben buna açıkça "dijital stokçuluk" diyorum. Çocuklarımızın dijital ayak izleri, onların rızası ya da ebeveyn onayı olmadan devasa birer ticari meta haline getiriliyor. Bu, kabul edilemez bir veri sömürüsüdür.
Algoritmaların Karanlık Labirenti
Sosyal medya platformları artık sadece birer eğlence alanı değil; ekonomik ve algoritmik birer hapishane. Hangi içeriğin çocuğunuzun önüne düşeceğine karar veren o "gizli el", yani algoritmalar, ne kadar güvenli? Ben her zaman savunuyorum: Şeffaflık bir lütuf değil, bir zorunluluktur. "Biz algoritmayı böyle kurduk" cevabı artık kimseyi tatmin etmez. Veri saklama sürelerinden güvenlik önlemlerine kadar her şeyin hesabının sorulması gerektiğini düşünüyorum.
Devletin Korumacı Eli Şart
Dijital platformların "özel şirket" zırhının arkasına saklanarak toplumsal güvenliği ve çocuk gelişimini tehdit etmesine daha fazla seyirci kalamayız. Kamusal etkisi bu denli yüksek olan yapıların, devlet eliyle sıkı bir denetime tabi tutulması taraftarıyım. 15 yaş altı düzenlemesi yolda olabilir; ancak yasaklardan daha önemlisi, mevcut yapıların çocuklarımızın verilerini nasıl işlediğini kökten sorgulamaktır.
Son Sözüm Şudur:
Dijital dünya vahşi bir orman olabilir, ancak hiçbir orman kuralsız değildir. Çocuklarımızı bu karanlık labirentlerde yalnız bırakmamak bizim boynumuzun borcu. KVKK'nın başlattığı bu süreç, sadece bir inceleme değil, çocuklarımızın dijital geleceği için bir hak arama mücadelesidir.
Vakit, bu kuşatmayı görme ve önlem alma vaktidir.