Mutlak Butlan kararı sonrası CHP'den istifa eden, ardından Özgür Özel'e desteğini açıklayan Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır'dan sürpriz bir açıklama geldi. Sosyal medya hesabı (X) üzerinden video yayınlayan Dikbayır, AK Parti iddialarını doğruladı. Davet üzerine Külliye'ye gittiğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşme gerçekleştirdiğini belirten Dikbayır, kendisine kızanların çok haklı olduğunu söyledi.
Dikbayır, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"ERDOĞAN'IN DAVETİNE İCABET ETTİM"
Bildiğiniz gibi Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa ettim ve ederken de gerekli açıklamayı yapmıştım. Bir süre durup düşünmek, bundan sonra ülkeme, milletime ve temsil ettiğim insanlara karşı sorumluluğumu en doğru şekilde nasıl yerine getirebileceğimi değerlendirmek istiyordum aslında. İstifamdan sonra AK Parti Konya Milletvekili Sayın Ünal Karaman benimle görüştü. Sayın Cumhurbaşkanının benimle görüşmek istediğini ve bir davetinin olduğunu söyledi. Ben de bu davete icabet ettim tabii ki. Çünkü benim 35 yıllık aldığım siyasi terbiye bunu gerektirir. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir, aynı partide olmayabiliriz, birbirimizi memleketin faydası için eleştirebiliriz ama Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı sizi konuşmak üzere davet ediyorsa gider görüşürsünüz. Ben de bunu yaptım.
"CUMHURBAŞKANI, BENİ AK PARTİ'YE DAVET ETTİ"
Sayın Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede kendisi AK Parti'ye katılmam yönündeki düşüncesini ve davetini ifade etti. Ben de kendisine açıkça şunu söyledim; 'Bu benim tek başıma ve bir anda verebileceğim bir karar değil Sayın Cumhurbaşkanım' dedim. Ailemle konuşmam gerektiğini, yıllardır beraber yol yürüdüğüm yol arkadaşlarımla, ekibimle ve sorumluluğunu taşıdığım insanlarla istişare etmeden böyle bir karar veremeyeceğimi ifade ettim. Karşılıklı değerlendirmelerin olumlu sonuçlanması halinde 14 Ağustos tarihinde bir katılım olabileceğini de konuşuldu.
"O GÖRÜŞMEDEN ÇIKARKEN HAYIRLISI OLSUN DİYEREK AYRILDIK"
Fakat burada önemli bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Ben o görüşmeden çıkarken hayırlısı olsun diyerek ayrıldık. Kendi içimde bunun değerlendirmesini yapıyordum. Yıllardır muhalefette eleştirdiğim bazı meselelerin düzelmesine içeriden katkı sağlayabilir miyim? İnandığım doğruları orada da aynı şekilde savunabilir miyim? Ve en önemlisi memleketime nerede daha fazla faydalı olabilirim? Belki kafamdaki sorular bunlardı. Siyasete girdiğim ilk günden bugüne kadar Atatürk'ten, Cumhuriyet'ten ve inandığım değerlerden vazgeçmedim. Bundan sonra da asla vazgeçmeyeceğim. Benim için asıl mesele bulundum yerde bu ülkeye, milletimize ne kadar faydalı olabileceğimdir.
"OLMUŞ BİR GÖRÜŞMEYİ OLMAMIŞ GİBİ ANLATMAK BANA YAKIŞMAZDI"
Ancak ben henüz bütün bunları değerlendirirken yaptığımız görüşme kamuoyuna yansıdı ve sanki kararımı vermişim, AK Parti'ye katılmam kesinleşmiş gibi bir hava oluşturuldu. İşte işin en zor ve üzücü tarafı da burada başladı. Çıkıp böyle bir şey yok diyemezdim çünkü bir görüşme olmuştu, Sayın Cumhurbaşkanı'nın bir daveti olmuştu. Olmuş bir görüşmeyi olmamış gibi anlatmak bana yakışmazdı zaten. Ama bunu yalanlamayınca da bu defa henüz vermediğim bir kararın sanki sahibiymişim gibi insanların karşısına çıktım.
"SAYIN CUMHURBAŞKANI DÜŞÜNCELERİMİ DİNLEDİ"
Ama burada bir hakkı da teslim etmek isterim. Sayın Cumhurbaşkanı beni davet etti, Külliye'de kabul etti, düşüncelerimi dinledi ve görüşmemiz boyunca son derece nazik bir yaklaşım gösterdi. Bunu söylemek benim için siyasi görüş meselesi değil, nezaket meselesidir. Bu sözlerimin bu çerçevede anlaşılmasını isterim.
Ben yalnızca kendi yaşadığımı anlatıyorum. Çünkü hakkımda çok şey söylendi, çok şey yazıldı. İnsanların zihninde farklı hikayeler oluştu. Ben de kendi hikayemi yaşadığım şekliyle anlatmayı hem kendime hem de kamuoyuna karşı bir sorumluluk olarak görüyorum. Hayatım boyunca doğru bildiğimi söylemeye devam edeceğim. Yanlış gördüğümü de ülkemiz ve milletimizin faydasına eleştireceğim. Benim siyaset anlayışım dün de buydu, bugün de bu. Dün bu değerlerden vazgeçmedim, bugün de vazgeçmiyorum, yarın da asla vazgeçmeyeceğim.
Bu süreçten benim de çıkardığım dersler var. Kırdığım, üzdüğüm insanlar olduysa onların duygularını anlıyorum. Bana samimiyetle kızanların, eleştirenlerin ve sitem edenlerin sözlerini de duyuyorum ve sonuna kadar hak veriyorum. Ama herkes şundan emin olsun: Ben gerçeği saklayarak, insanları kandırarak ya da dün söylediğimi bugün inkar ederek siyaset yapmayacağım. Bugün karşınıza çıkmamın sebebi de bundan ibaret. Sadece yaşadığım gerçeği kendi penceremden ve bütün samimiyetimle anlatmak istedim. Gerisinin takdiri her zaman olduğu gibi aziz milletimizindir. Hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.
Yaşananları, tüm açıklığı ve samimiyetimle anlatıyorum.
— Ümit Dikbayır (@UmitDikbayir) August 23, 2026
Takdir aziz milletimizindir. 🇹🇷 pic.twitter.com/wZZNq21dxW