Gündem

Erdoğan'dan sert mesaj: Karın ağrısının asıl sebebini biliyoruz!

MEB'in Ramazan genelgesine karşı çıkan sözde aydınlara sert mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan "Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin." dedi. "Rahatsız olan gitsin vatanla, bayrakla, milletle aidiyetini sorgulasın" ifadelerine yer veren Erdoğan, "Bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz bunların karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi biliyoruz." açıklamasında bulundu.

Abone Ol

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) çocukların Ramazan sevincini yaşaması için okullarda faaliyetler yapılmasını istedi.

Bu adım ardından sözde aydınlar bir kez daha sahneye çıktılar ve karşıt yönde açıklamalarda bulundular.

Aralarında Korkut Boratav, Oğuzhan Müftüoğlu, Hayri Kozanoğlu, Merdan Yanardağ, İlhan Cihaner, Melike Demirağ, Ayşe Kulin, Müjde Ar, Şükrü Erbaş,Rutkay Aziz, Canan Güllü ve Timur Soykan gibi isimlerin de bulunduğu 168 yazar, sanatçı, akademisyen, gazeteci ve meslek odası temsilcisi, “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bir metin kaleme aldı.

ERDOĞAN'DAN SÖZDE AYDINLARA SERT MESAJ

Milli Eğitim Bakanlığı'nın ramazan ayı genelgesine karşı çıkan sözde aydınlara Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda çok sert ifadelerle yanıt verdi.

“GERÇEK TÜRKİYE FOTOĞRAFI"

Öncelikle Erdoğan, "Tüm Türkiye'nin aynı ritimde buluşması hasretini çektiğimiz iklimdir. Kimse bundan gocunmamalı. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafı" dedi.

"LAİKLİK ARKASINA SAKLANANLAR..."

Aydın geçinenlerin karın ağrılarının sebebini çok iyi bildiklerinin altını kalın harflerle çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrik ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz! Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, milli ve manevi değerleriyle, bu milletin kendisiyle" açıklamasında bulundu.

"DOĞRU VE YERİNDE..."

MEB'in ramazan genelgesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Doğrudur, yerindedir, hukukidir! Ramazanın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra milletimizin hissiyatına tercüman olan hizmettir" dedi.

“EN BÜYÜK ARZUMUZ VE TEMENNİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajları şöyle:

Milletçe mübarek Ramazan’a kavuşmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. Öncelikle siz milletvekillerimizin ve misafirlerimizin Ramazan-ı Şerif’ini tüm kalbimle tebrik ediyor, bu rahmet mevsiminin milletimize, İslam dünyasına ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Bizleri bir kez daha Şehr-i Ramazan’a ulaştıran Cenab-ı Allah’a sonsuz hamd ediyor, şükrediyoruz. Rabbim tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri katında makbul buyursun. Yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı, komşuluk ve akrabalık hukukunun daha da güçlendirildiği, paylaşmanın ve dayanışmanın zirveye çıktığı bu mübarek günler aynı zamanda hepimiz için büyük bir fırsattır. Başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam âleminin bu rahmet ve bereket ortamından azami derecede istifade etmesi, Ramazan’ın gönüllerimizi kaynaştıran, kalplerimizi yumuşatan manevi atmosferini doya doya yaşaması en büyük dileğimiz, en büyük arzumuz ve temennimizdir.

GAZZE MESAJI

Gazze’de 10 Ekim’de varılan ateşkese rağmen devam eden saldırılar ve yapılan tüm anlaşmalara rağmen insani yardımların istendiği şekilde ulaşamaması maalesef Ramazan-ı Şerif’i buruk geçirmemize sebep oluyor. Bu Ramazan’da da aklımız, gönlümüz ve dualarımız Filistinli kardeşlerimizle. Diğer taraftan ülkemiz genelinde Ramazan-ı Şerif gerçekten çok çok farklı bir manevi atmosferde idrak ediliyor. Camilerimiz dolup taşıyor. Çocuklarımız ve gençlerimiz gittikçe artan oranda camilerimizi şenlendiriyor. Sofralarımız hamdolsun bereketleniyor. İhtiyaç sahibi kardeşlerimiz bu ayın bereketiyle daha çok gözetiliyor. Kur’an-ı Kerim’in o eşsiz sedası kulaklarımıza, kalplerimize adeta şifa oluyor.

“KÂBE’DE HACILAR HU DER ALLAH…”

Celal Karatüre ve Abdurrahman Önül'ü işaret eden Erdoğan, "Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi ve manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz. “Kâbe’de hacılar Hu der Allah” ilahisini yediden yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek hâline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla lafza-i celali seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, mesrur etti, gururlandırdı." ifadelerini kullandı.

"KİMSE BUNDAN GOCUNMAMALI, RAHATSIZ OLMAMALI"

Tüm Türkiye’nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri ve aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız, hasretini çektiğimiz bir iklimdi. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim. Kimse bundan gocunmamalı. Rahatsız olmamalı. Kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır. Bu milletin fotoğrafıdır. Bu fotoğrafa vesile olan herkesten Allah’a gani gani razı olsun diyorum.

“GURUR DUYDUĞUMU ÖZELLİKLE İFADE EDİYORUM”

Değerli yol ve dava arkadaşlarım, AK Parti olarak 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in tıpkı şefkatli bir anne misali hem İslam âlemini hem de ülkemizi sarıp sarmaladığı bu mübarek günleri milletimizle bir kez daha kucaklaşmak, dertleşmek ve aramızda yeni muhabbet köprüleri kurmak için en verimli şekilde değerlendirmenin çabasındayız. Genel merkezimiz, tüm başkanlıklarımızın katkısını alarak teşkilatımız için çok kapsamlı, çok anlamlı bir etkinlik takvimi hazırladı. Hepimiz tam kadro sahadayız. Ramazan ayının rahmet ve merhamet iklimini hep beraber milletimizle teneffüs etmeye çalışıyoruz. Kabine üyelerimiz, milletvekillerimiz, kadın ve gençlik kollarımız, Merkez Yürütme Kurulu ile Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerimiz ve elbette AK Parti’nin hizmet siyasetinin lokomotifi olan belediyelerimiz 11 ayın sultanını idrak ve ihya etmek için, bizi biz yapan, bizi diğerlerinden ayıran güzel hasletlerimizi yaşatmak için can siperhane bir gayret sergiliyor. Bilhassa yuvalarına kavuşan depremzedelerimize konuk olduğumuz Yeni Evim İlk İftarım programımızın yüreklere dokunduğunu görüyorum. Bu sene ikincisini tertiplediğimiz Külliye’de Ramazan etkinlikleri de Ankaralı kardeşlerimizin yoğun ilgisine mazhar oluyor. Niyetimiz bir. İnancımız bir. Yolumuz bir diyerek en küçük köyümüzden en büyük şehrimize kadar 86 milyona kardeş olan teşkilatımızın her neferine teşekkür ediyorum. AK Parti teşkilatlarının daha önceki tüm Ramazanlarda olduğu gibi bu sene de yoksulları, kimsesizleri, garip gurebayı gözetiyor olmasından bu partinin genel başkanı olarak gurur duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. İnşallah aynı tempoda çalışmaya devam edecek, Ramazan-ı Şerif’in son gününe kadar dayanışma ve paylaşmanın dozunu artıracağız.

“BUNLAR NOEL SÜSLEMELERİ YAPILINCA RAHATSIZ OLMAZLAR”

Değerli milletvekillerimiz, burada bir konunun üzerinde özellikle durmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığımız, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz kapsamında Maarif’in kalbinde Ramazan teması altında çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi için 81 vilayetimize bir yazı gönderdi. Bu yazıda neler var. Gençler, bu yazıda neler var. Ramazan ayı boyunca öğrenciler için söyleşi programları düzenlenecek. Okul aile iş birliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak. Çocukların milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri ve tecrübe etmeleri için okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak. Öğrencilerimizin paylaşma bilinci geliştirilecek, birlik ruhu, adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi hasletlerin çocuklarımıza aşılanması sağlanacak. Şimdi birincisi, bu etkinlikler gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacak. İkincisi, bu etkinlikler hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse sonraki diğer maddelerinde her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımız da Anayasa’nın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirme amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır. Yapılan doğrudur. Yerindedir. Hukukidir. Ramazan’ın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra milletimizin hissiyatına da tercüman olan çok hayırlı bir hizmettir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun milletimizin kahir ekseriyeti de genelgeye destek vermiş, memnuniyetle sahiplenmiş, fevkalade olumlu karşılamıştır. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, bu yazının gönderilmesinin hemen akabinde, Ramazan-ı Şerif’ten sadece bir gün önce, artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı. O bayat "laiklik elden gidiyor" şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayınladı. Bakın bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Bunlar güya Cadılar Bayramı kılıfı altında ne idüğü belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar. Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya ve her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. Bunlar Batı’da çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar. Ama ne zaman ki Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar.

“NEYSE DERDİNİZ ÇIKIN, AÇIKÇA SÖYLEYİN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bildiriyi yayımlayanların derdinin ve karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi bildiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Laiklik kavramının arkasına saklanarak 10 yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrik ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz. Bunların derdi laiklik değil. Hiçbir zaman da laiklik olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, millî ve manevi değerleriyle. Bunların derdi bu milletin ta kendisiyledir. Hayırdır, çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde, okul bahçelerinde cıvıl cıvıl hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor? Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın, açıkça söyleyin. Lafı dolandırmayı bırakıp dilinizin altındaki baklayı çıkarın. Kimse kusura bakmasın ama bu milletin hiçbir ferdi bu milleti var eden millî ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olmaz, olamaz. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla, bayrakla, toprakla, milletle aidiyetini tekrar tekrar sorgulasın."

AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nın gerçekleştirildiği salonda, "28 Şubat sürecine" ilişkin video izletildi.

Videonun ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşte bütün mesele bu. Rahatsızlıklarının esas sebebi ayrıcalıklarını kaybetmeleri. Milletle eşitlenmek, milletle aynı hak ve ödevlere sahip olmak bunların işine gelmiyor. Türkiye'nin özgürleşmesi, tıpkı yatağını bulan bir nehir gibi kendi yatağında akması bunları rahatsız ediyor" ifadelerini kullandı.