Maç öncesi ısınmada bile fiziksel üstünlük göze çarpıyordu.
Futbolu bilen ve takip eden 10 kişiye “İngiliz futbolunu” tanımla diye sorun.
Muhtemelen en az 9’u “kanat oyunu, hızlı ve atletik oyunculardan kurulu bir düzen” ifadelerini kullanır.
Aston Villa da bu özelliklere sahip oyunculardan kurulu bir takım.
Lakin Premier Lig’deki konumlarına bakıldığında iyi birtakım oldukları da ortada… (3. Sırada yer alıyorlar)
Teknik direktör etkisi…
Aston Villa’yı bu yıl, bu derece iyi yapan etkenlerin en tepesinde ise bir isim bulunuyor.
Unai Emery…
Diğer “popüler” ve parlatılan teknik direktörlerden çok daha üst düzey bir hoca.
Çok sayıda kupa görmüş, zayıf noktayı affetmeyen, bir turnuva hocası…
Bir nevi kupa canavarı da diyebiliriz.
Aldığı kupalara baktığınızda, karışınıza hep Avrupa Ligi çıkıyor. (UEFA kupaları)
Sevilla’ya 3 kez bu kupayı kazandırdı.
Villarreal’e yine bir kez bu kupayı kazandırdı.
Arsenal’i bu kupada bir kez final oynattı.
Liglerde de üst düzey başarıları var.
PSG’yi Fransa liginde şampiyon yapmış bir hoca. (Fransa’da lig dahil 7 kupası var)
Kupa kazanamadığı iki kulüp var. Arsenal ve Aston Villa…
Muhtemelen Avrupa Ligi’nde de favori gösterildikleri bir dönemde bu kupayı da alacaklardır.
İşte bu teknik adam profili ve oyuncu yapısıyla Kadıköy’e gelen bir rakibe karşı oynadı Fenerbahçe.
Eksikler ve takımda yer alamayan (statü gereği Guendouzi ve Musaba oynatılamadı) oyuncular da çok olunca Tedesco elindeki malzeme ile yetinmek zorunda kaldı.
Taktiksel olarak doğru bir kadroyla çıkmış olsa da bazı oyuncuların oyun performansı, Tedesco’nun planlarının tutmasına engel oldu.
Rakip takım Asensio’yu kilitleyince ve orta sahada da set kurunca, özellikle Fred hemen hemen hiç etkili olamadı. (Talisca’ya verdiği ara pas dışında)
Fred sürekli geriye oynadı.
Kanatlarda da Nene ve Kerem etkisiz kalınca, oyun teknik ve taktik düzenden çıkıp fiziksel mücadeleye döndü.
Fener’in şansı Milan Skriniar…
Mücadele deyince de Fenerbahçe ilk akla gelen isim Milan Skriniar…
Gerçekten olağanüstü oynadı ve her maçta olduğu gibi formanın hakkını sonuna kadar verdi.
Onun müdahaleleri olmasa, Aston Villa ilk yarıda bile sonucu tayin etmişti.
Ancak onun mücadelesi ve hırsı, skoru 1-0’da tuttu.
İkinci yarıda da ileri hattaki değişikler ile -Talisca’nın girmesi, Asensio’nun orta saha baskısından kurtulup sağa kaymasıyla- Fenerbahçe canlandı.
Beraberliği hatta galibiyeti getirecek pozisyonları da buldu ancak mağlubiyetten kurtulamadı.
Maçın Gösterdiği Eksikler
Bu maç birçok gerçeği de ortaya koydu.
Takıma çok acilen bir santrafor lazım. (Duran hem yapısı hem de karakteri gereği bence kesinlikle Fenerbahçe’nin futbolcusu olamaz)
Keza Nene için de aynı şeyi söyleyebilirim.
Yalancı oyunla sadece koşmaya çalışıyor (Koşmuyor da), adam geçemiyor, hızlı da değil. (Maximin, Nene’den çok daha iyiydi.)
Nene de kesinlikle bu haliyle Fenerbahçe’nin yedeği bile olmamalı.
Çünkü ilk 11’de başladığında da aynı, yedekten girdiğinde de sonuç aynı; verimsiz ve gösterişsiz bir oyuncu.
Fred de bu haliyle ancak yedek kalır.
Zaten yapılan transferler de bu bahsettiğim pozisyonlara yapıldı ya da yapılacak.
Orta sahaya Fred yerine Guendouzi; Nene yerine Musaba…
Mert Günok da Fenerbahçe’de olmaması gereken yedek bir kaleci yerine alındı. O da doğru transfer aslında.
Doğru bir santrafor transferi şart!
Kerem’in de bir an önce eski performansına dönmesi gerek çünkü tribünlerde fazlasıyla homurdanmalar başladı.
Tribünlere bir not!
Talisca’nın, Asensio’nun ya da ceza sahasının dışında topla buluşan her kim varsa “vur” demekten vazgeçin!
Oyuncular inanılmaz baskı altına kalıyor ve bariz gol pozisyonundaki arkadaşını görmek yerine şut çekmek zorunda kalıyor. (Dün Talisca’nın da Fred’in de birer pozisyonunda aynı şey oldu)
Oyunda umut var, malzeme soru işareti…
Son olarak Fenerbahçe’nin özellikle ikinci yarıdaki oyunu umut verse de bariz eksiklikleri örtmeye yetmedi.
İleri hat ve kanatların düzelmesiyle -transferler belirleyici olacak- Fenerbahçe daha dinamik bir takım haline gelecek.