AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP'deki son durum ve gündeme dair kritik açıklamalarda bulundu.
Çelik, "Cumhurbaşkanımıza siyasi tehditte bulunana adım arttırmayız. Sayın Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir." ifadelerini kullandı.
Ömer Çelik'in açıklamaları şu şekilde:
Öncelikle şunu söylemek isterim. Biz siyasi eleştiriyi saygıyla karşılarız. Siyasi protestoyu saygıyla karşılarız. Siyasi eleştirinin ve siyasi protestonun demokrasimizin olgunluğu içerisinde çok önemli bir yeri vardır. Biz de siyasi eleştiriye her zaman kıymet veririz. Fakat siyasi eleştiriyi aşan, siyasi hakaret, hedef gösterme ve siyasi tehdit anlamına gelen bütün ifadeleri Sayın Özgür Özel’e ve orada bu ifadeleri kullanan bazı kişilere aynen iade ediyoruz. Aslında üstünde durmaya bile değmez fakat işte televizyonlardan verildiği için maalesef bu konuları gündemimize almamız gerekiyor. Bunların söylediği sözlerin herhangi biri Sayın Cumhurbaşkanımızın yanına yaklaşamaz. Bu sözleri söyleyenler, bu sözleri sadece kendi isimlerinin yanına yazdırmış olurlar. Biz tabii ki siyasi protesto, siyasi eleştiri olsa bunlar konusunda gayet saygıdeğer bir tutum takınıyoruz. Ama iş şantaj, tehdit, haddini aşan ifadeler kullanma, hakaret gibi konulara geldiği zaman çok net bir şekilde söylüyorum. Siyasi zorbalığa ve siyasi eşkıyalığa asla izin vermeyiz.
"CUMHURBAŞKANIMIZ BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR"
Bakın bu bir iki gündür kullanılan ifadeler tamamen haddini aşmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Bu ifadeleri kullananlarla hukuk önünde ve meşru siyaset yoluyla en net ve en etkili mücadeleyi vereceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Biz meselelerin sükunet içerisinde ve sağduyulu bir şekilde halledilmesinden yanayız. Türkiye’nin demokrasisi olgundur. Türkiye’nin rejimi, Türkiye’nin siyasi hayatı pek çok krizin içinden geçmiştir. Bugünlere gelmiştir. Bugünlere gelmenin neticesi olarak da yüce milletimizin büyük feraseti, yüce milletimizin büyük basireti, devlet hayatımızın binlerce yıllara dayanan tecrübesi sayesinde atlatılmayacak kriz yoktur. Ama bunun yerine siyasi yetersizliklerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başına, Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük bir siyasi tehdit, şantaj ve çirkin üslup kampanyasına çevirenlere bir adım bile attırmayız. Bu kadar net konuşuyorum. Çünkü kendi meselelerini çözemeyenler, kendi meseleleriyle ilgili olarak herhangi bir şekilde ortaya bir siyasi yetenek koyamayanların artık gelinen noktada sürekli olarak Sayın Cumhurbaşkanımızı, AK Partimizi, Cumhur İttifakımızı bu üslupla hedef alması karşısında bizim onların önüne koyacağımız şey en net ve en kesin hukuki ve siyasi mücadeledir. Cumhurbaşkanımız kırmızı çizgimizdir. Bu kırmızı çizgiye kimseyi dokundurtmayız. Yine bahsettiğim gibi bunların söylediği sözlerin herhangi bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımıza, AK Partimize, Cumhur İttifakı’na yaklaşması mümkün değil. Hepsini iade ediyoruz. Hukuk önünde ve siyaset yoluyla bunlarla hesaplaşmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz.
"HUKUK ÖNÜNDE HESAPLAŞACAĞIZ"
Tabii arzumuz sağduyunun, sükunetin, aklın, siyasi aklın, basiretin, ferasetin ve gerçeklerin konuşulduğu bir ortamın hakim olmasıdır. Tercih onlarındır. O protesto hakkını kullanan, eleştiri hakkını kullanan vatandaşlarımıza saygımız büyüktür. Protesto hakkını kullanmak, eleştiri hakkını kullanmak üzere orada bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş vatandaşlarımıza saygımız büyüktür. Fakat onların içerisine karışarak bu çirkin üslubu kullananlara, Cumhurbaşkanlığı makamına, partimize, arkadaşlarımıza dönük bu tehdit, şantaj ve hakaret üslubunu kullananlarla da hukuk önünde hesaplaşacağız.
Değerli arkadaşlarım, bugün gelinen nokta esasında bir sürü gündem bu işin içine karıştırılsa da CHP’lilerin iç çatışması, iç mücadelesi neticesinde ortaya çıkan birtakım iddiaları yargının araştırmasından ve sonuca bağlamasından ibarettir. Yargı kararı konusunun sonrasında ortaya çıkan tablo nasıl başladı? Hiçbir şekilde hiçbir siyasi parti, AK Parti, Cumhur İttifakı ya da diğer muhalefet partileri bu olayın tarafı değillerdi. Halen de biz bu olayın herhangi bir yerinde değiliz. İlk iddialar Cumhuriyet Halk Partisi’nde milletvekilliği yapmış, belediye başkanlığı yapmış, Cumhuriyet Halk Partisi’nde yöneticilik yapmış ve halen Cumhuriyet Halk Partisi’nde aktif siyaset yapan kişiler tarafından gündeme getirildi. Özgür Özel yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi’nin o zamanki yönetimi bunları ciddiyetle ele almak, değerlendirmek yerine başka bir yol tercih etti. Bu iddiaların üzerine yine Cumhuriyet Halk Partililer, Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkanları, milletvekilleri, yöneticileri tarafından gündeme getirilen bu iddialar karşısında yargı harekete geçti. Yargının bulduğu deliller, yargının yaptığı değerlendirmeler sonucunda bu tablo ortaya çıktı. Dolayısıyla ikide bir burada sanki bu konunun tarafı bizmişiz gibi bir gündem oluşturmaya çalışmak, Özgür Özel yönetiminin baştan beri, Özgür Özel ekibinin baştan beri kendi yetersizliklerini örtmek için kullandığı bir yöntemdir.
Şimdi sık sık şunu söylüyor Sayın Özgür Özel. Diyor ki siyaset yargı eliyle dizayn ediliyor. Bakınız, biz AK Parti kurulduğundan beri siyasetin yargı eliyle dizaynında iki kavram üzerinde hassasiyetle durduk. Bir tanesi yargı vesayeti, diğeri yargısal aktivizm. Ve AK Parti’nin siyasi mücadelesinin ve Türkiye’nin en önemli demokrasi mücadelesinin AK Parti tarafından ortaya koyulan iradesi askeri vesayete karşı olmak kadar, yargı vesayetine ve yargısal aktivizme de karşı olmaktır. O sebeple sivil siyasetin üstünlüğünü ve sivil siyasetin dokunulmazlığını her zaman en güçlü biçimde biz savunduk. Yargısal aktivizm ve yargı vesayeti ya da yargı faaliyeti yoluyla siyasetin dizayn edilmesi siyaset değildir. Anti siyasettir. Dolayısıyla demokrasiye aykırıdır. Bunun mücadelesini biz verdik. Tabii biz yargısal aktivizme ve yargısal vesayete karşı olduğumuz kadar siyasetin ekonomik yolsuzluk yoluyla, siyasi çökme yoluyla dizayn edilmesine de karşı çıktık. Aynı şekilde biz siyasetin ekonomik yolsuzluk kadar siyasi yolsuzluk, siyasi abrakadabra olarak siyasi kumpaslarla, siyasi birtakım numaralarla, siyasi birtakım oyunlarla dizayn edilmesine de karşı çıktık. Ve bugün yine Cumhuriyet Halk Partisi içinde geçmişten beri siyaset yapan isimler iddia ediyorlar ki Cumhuriyet Halk Partisi bu siyasi oyunlarla, bu siyasi kumpaslarla karşı karşıya kalmıştır. Yargı inceliyor ve bir neticeye varıyor. Dolayısıyla tartışma, Cumhuriyet Halk Partililerin Cumhuriyet Halk Partililer hakkındaki iddialarıyla beraber ortaya çıkan bir şeydir.
"GELİNEN NOKTADA GAZETECİ YUMRUKLUYORLAR"
Dolayısıyla yargısal aktivizm yoluyla geçmişte vesayet zamanlarında siyasetin dizayn edilmesi ne kadar yanlışsa, siyasetin bu şekilde ekonomik yolsuzluk, siyasi yolsuzluk, siyasi oyunlarla dizayn edilmesi de o kadar yanlıştır. Bunlar anti siyasettir. Demokrasiye aykırıdır. Demokrasinin güvenliği siyasetin güvenliğinden geçer. Siyasi partilerin yönetimlerinin özgür iradeyle oluşması, her türlü vesayetten bağımsız ama her türlü siyasi kumpas, şantaj ve oyundan da bağımsız olarak tecelli etmesi demokrasinin sağlığı açısından çok önemlidir. Dolayısıyla her yargı kararına karşı “Siyaset yargı eliyle dizayn ediliyor” demeleri aslında başka şeyleri örtbas etmekten başka bir şey değildir. Bir diğer konu da şu. Sık sık bir şey kullanıyor Özgür Özel. Diyor ki “Bizim karşı karşıya olduğumuz tablo AK Parti yargı kolları tarafından yapılıyor.” Tabii bu son derece standardı düşük bir tanımlama. Son derece düşük bir siyasi değerlendirme. Bunu çok sık kullandığı için bunu söylemek zorunda kalıyorum. Esasında biz siyasi partilerin bu şekilde birtakım vulgarize tabirlerle, yakıştırmalarla ele alınmasına karşıyızdır. Bu konuda son derece hassasiyet gösteririz. Büyük bir titizlik içerisinde hareket ederiz. Ama Sayın Özgür Özel ve ekibine şunu söylemek gerekir. AK Parti’de siyasi yargı kolları yok. Yargıdan sorumlu genel başkan yardımcılığı diye bir şey yok. Ama sizin döneminiz zamanında bütün Türkiye gördü ki yolsuzluktan sorumlu bir kolunuz var. Yolsuzluktan sorumlu bir biriminiz var. Ve bütün bunlar önünüze geldiğinde siz bunlarla ilgili bir adım atmadınız. Atmadığınız gibi tam tersine himaye etmeye çalıştığınızı yine Cumhuriyet Halk Partililer söyledi. AK Parti yargı kolları diye tabirler uyduracağınıza, sizin döneminizi kastederek söylüyorum, kendi partinizdeki yolsuzluk kollarına baksaydınız, siyasi ve ekonomik yolsuzluk kollarına uğrasaydınız. Onun için bizim herhangi bir şekilde siyaset meydanı ve sandık dışında bir iradenin peşinde koştuğumuzun söylenmesi dünyanın en büyük yalanıdır. Biz meydanların partisiyiz. Biz sandığın partisiyiz. Biz önümüze vesayetin en karanlık günlerinde, en ağır vesayet araçlarıyla çıkıldığında bile sandıktan, millet iradesinden başka bir şey düşünmedik. Cumhurbaşkanımız bilinen ve bilinmeyen türlü siyasi tehditle ve siyasi suikastla karşı karşıya kaldığında, Ankara kapkaranlık bir iklime büründüğünde Cumhurbaşkanımızın yaptığı şey Anadolu’ya çıkmak ve millet iradesiyle buluşmak oldu. Her zaman bu böyle oldu. Dolayısıyla burada AK Parti’ye en son yakıştırılacak şey sizin bu söylediğiniz sözlerdir. Ama biz siyasi vesayetin, yargı vesayetinin en karanlık, en ağır günlerinde, askeri vesayetin en karanlık günlerinde tehdit edilirken siz bu tehditlerin arkasında durdunuz.
Birde sık sık bir ifade kullanıyor sayın Özgür Özel "Bizim karşı karşıya olduğumuz tablo AK Parti yargı kolları tarafından yapılıyor." Tabi bu son derece standarttı düşük bir tanımlama. Sayın Özgür Özel ve ekibine şunu söylemek gerek AK Parti'de yargı kolları yok. Ama sizin yönetiminiz zamanında bütün Türkiye gördü ki yolsuzluktan sorumlu bir kolunuz var. Yolsuzluktan sorumlu bir biriminiz var. Bütün bunlar önünüze geldiğinde siz bunlarla ilgili bir adım atmadınız. Atmadığınız gibi himaye ettiğinizi yine Cumhuriyet Halk Partililer söyledi.
Biz gündemimize hakimiz bu konularla uğraşsak ne vaktimiz ne de gündemimiz var. Siyasi partilerin de bir takım çökme operasyonuyla siyasi kumpasla yönlendirmesine karşıyız.
Esas mesele bu siyasi zihniyet tüzüğünün değimesindir. Buradaki siyaset tüzüğü demokrasi karşıtlığı üzerine kurulmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi'ne gönül vermiş vatandaşlarımız bu tabloyu hak etmiyor.
“TOMA’NIN ÜZERİNDE NE İŞİN VAR?”
Gelinen noktada ne yapıyorsunuz miting meydanında gazeteci yumrukluyorsunuz. Kendi genel merkezinize zarar veriyorsunuz. Ondan sonra da demokrasiden bahsediyorsunuz. Türkiye'de demokrasi mücadelesinin lideri sayın Cumhurbaşkanımızdır. Türkiye'de sandığın ve milletin en yüksekte tutulma iradesi sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde taşınmıştır.
Siyasetçinin konuşacağı yer kürsüdür, parti otobüsüdür. Siyasetçinin TOMA üzerinde işi var? Oradaki polis kardeşlerimiz gelmişler oradaki bütün vatandaşlarımızın ve sizin güvenliğinizi sağlamak için bulunuyorlar. Kanunu mahkeme kararını yerine getirmek için çalışırlar. Kürsüde var olamayanlar TOMA üzerine çıkıyorlar.
BİLGİ ÜNİVERSİTESİ AÇIKLAMASI
Bilgi Üniversitesi faaliyetlerine devam edecek. Bu kaldırma kararı kanun emrettiği bir karar. Sayın Cumhurbaşkanımız takdir yetkisini kullanmıştır. Akademi camiamıza öğrencilerimize hayırlı olsun.