Geçtiğimiz ayın sonunda Suriye’ye gerçekleştirdiğim ziyaret, sıradan bir ziyaret ya da medya ve siyaset alanındaki çalışma turlarımın profesyonel bir durağı değildi. Aksine bu ziyaret, savaşın izleriyle yaşam iradesinin iç içe geçtiği; ağır bir hafıza ile devletin ve toplumun yeniden ayağa kalkma çabalarının karşı karşıya geldiği karmaşık bir gerçeklikle doğrudan yüzleşmeydi.
İlk andan itibaren açıkça görüldü ki ekranlardan izlenen Suriye ile sahada hissedilen Suriye arasında büyük farklar var. Hâlâ yıkımın izlerini taşıyan şehirler, uzun savaş yıllarının yorduğu mahalleler bulunuyor. Ancak buna karşılık durmaksızın süren günlük bir hareketlilik, yeniden canlanmaya başlayan çarşılar ve tüm yaşananlara rağmen hayata tutunmaya çalışan insanlar da var.
ŞAM SOKAKLARI...
Şam’da siyaset her ayrıntıda hissediliyor. Geleceğe dair konuşmalar ekonomiden, yaptırımlardan ve Suriye’yi yeniden Arap ve uluslararası ilginin merkezine taşıyan bölgesel dönüşümlerden ayrı düşünülemiyor. Ülkenin, istikrarı pekiştirme ve izolasyon yıllarından kademeli çıkış arayışını merkeze alan farklı bir döneme girdiğine dair genel bir kanaat dikkat çekiyor.
HALEP'TE TABLO KARMAŞIK
Ziyaretimin ikinci durağı olan Halep’te ise tablo daha karmaşık görünüyor. Savaşın izleri hâlâ belirgin olsa da dikkat çeken nokta, Halep toplumunun uyum sağlama kapasitesini kaybetmemiş olmasıdır. Çarşılarda, kafelerde ve üniversitelerde savaşın dilinden çok hayatın dili duyuluyor; sanki Suriyeliler kendilerinden çalınan zamanı yeniden geri kazanmaya çalışıyor.
ÖNCELİK GÜVENLİK VE İSTİKRAR
Ekonomik dosya ise en büyük meydan okuma olmaya devam ediyor. Yüksek fiyatlar, düşen satın alma gücü ve hizmet krizleri, Suriyeli vatandaşın günlük yaşamını ağırlaştırıyor. Buna rağmen, uzun yıllar süren kaos ve çatışmanın ardından güvenlik ve istikrar meselesi, birçok Suriyeli için öncelikli başlık olarak öne çıkıyor.
Siyasi açıdan bakıldığında ise bölgenin tamamı yeniden konumlanma sürecinde görünüyor. Suriye ile Arap dünyası arasındaki yakınlaşma, özellikle Suudi Arabistan ve Katar’ın rolüyle şekillenen Körfez açılımı, kademeli bölgesel normalleşme ve süregelen siyasi-güvenlik temasları, Suriye dosyasının kopuş ve gerilim yıllarından farklı yeni bir aşamaya girdiğinin göstergeleri olarak değerlendirilebilir.
SURİYE'DE YAŞANANLAR TÜM BÖLGEYİ ETKİLER
Ziyaret sırasında dikkat çeken bir diğer unsur ise Türkiye’nin siyasi ve toplumsal tartışmalardaki belirgin varlığıydı. Türkiye-Suriye ilişkileri, sınır güvenliği, mülteci dosyası ve bölgesel ile uluslararası çerçevede yürütülen siyasi ve askeri mutabakatlar bakımından bölgenin en hassas ve karmaşık başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
Bu ziyaretten çıkardığım sonuç, Suriye’nin artık yalnızca savaşın başlığı olmadığıdır. Bugün aynı zamanda Ortadoğu’daki dengelerin yeniden şekillendiği bir alan hâline gelmiştir. Suriye’de yaşananların ülke sınırları içinde kalmayacağı, aksine tüm bölge üzerinde doğrudan etkiler yaratacağı açıktır.
Bütün yaralara rağmen Suriyelilerde dikkat çeken bir özellik var: devam etme ve ayakta kalma iradesi. Belki de bu ziyaretin ardından yanımda taşıdığım en derin izlenim tam olarak budur.