İstanbul Aile Vakfı ve Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) işbirliğiyle bu yıl "Vatan Müdafaasında Aile ve Nüfus" temasıyla düzenlenen 4. Uluslararası Aile Sempozyumu'nda konuştu.
"NÜFUS DÜŞMEYE BAŞLADIKTAN SONRA BUNU GERİ ÇEVİRMEK MÜMKÜN DEĞİL"
Afyoncu, "Nüfus düşmeye başladıktan sonra bunu geri çevirmek mümkün değil. Sayın Cumhurbaşkanımız 2007 yılından itibaren bunun üzerinde duruyor ama maalesef bürokrasimiz kulağının üstüne yattı ve yatmaya devam ediyor. 2000'li yıllarda nüfus artış hızımız 2,40'ken şu anda 1,40'a düştü. Dünyada örneklere baktığınızda çok büyük teşvikler yaptığınız zaman bile nüfusunuz çok artmıyor. Kazakistan'da, Kırgızistan'da artıyor çünkü orada kırsal nüfus fazla. Kırgızistan'da nüfusun yüzde 75'i kırsalda yaşıyor. Bizde bu oran yüzde 7, şehir hayatında nüfusu arttırmak mümkün olmuyor." dedi.
ERDOĞAN TEHDİDİ ÖNCEDEN GÖRMÜŞTÜ
"3 çocuk demek nüfusu artırmak demek. Türkiye'de siyasi kişiler bir şey söylediği zaman o siyasi olarak algılanıyor, ülke menfaatine olup olmadığına bakılmıyor. Sayın Cumhurbaşkanı aslında ciddi bir tehdidi çok önceden görebilen bir lider ama maalesef bizim bürokrasimiz ona ayak uyduramadı. Şu anda nüfusu artırmayı bırakın doğurganlık hızının düşmesini durdurabilsek o da yeter. Önümüzdeki yıllarda doğurganlık hızı 1 oranına kadar inecek. Nitekim Batı Anadolu'daki şehirlerimizde bu 1'e kadar indi. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu oranı kısmi olarak tutuyor."
EVLENMEYE VE ÇOCUK SAHİBİ OLMAYA YÖNELİK EKONOMİK TEŞVİKLER
Prof. Dr. Afyoncu, "3 çocuğu olan her anneye direkt maaş bağlanmalı, emekliliğinde maaş verilmesi lazım. 3 çocuk çok büyük bir rakam. Şu anda bu öyle büyük bir rakam gibi gözükmüyor ama öyle değil. 3 çocuk sahibi anne çalışmadan maaş alabilmeli. Bunu Kırgızistan, Kazakistan gibi ülkeler uyguladı. Türkiye Cumhuriyeti'nin bunu acilen uygulaması lazım. Arabalardan ÖTV, KDV alınmaması lazım. Evlilik kredilerinin evlenen herkese verilmesi, ilk çocuğunun olduğu gün kredinin hibe edilmesi lazım." diye konuştu.