MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşuyor.
"Savaş bölgemizi ateşe atıyor" ifadelerine yer veren Bahçeli, “ABD-İsrail koalisyonunun İran’a başlattığı saldırılarda bilanço ağırlaşmaktadır” dedi.
İran'da rejim değişikliği hesabından stratejik ve askeri yeteneklerin imha edilmesine kadar sınır ve çerçevesi her seferinde güncellenen operasyonların bölgemizi ateşe attığı açık ve ortadadır. Amerika Birleşik Devletleri - İsrail koalisyonunun İran'a yönelik başlattığı kirli savaşın 11. gününde bilanço gittikçe ağırlaşmakta şiddet ve yıkım açıkça kaydedilmektedir. Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin dijital harbin elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine ve benzerine çok az rastlanacak örnekleri de kademe kademe kaydedilmektedir. Bölgemizi çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır.
Bahçeli “Ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır. Hakikaten felaket kol gezmektedir.” açıklamasında bulundu.
Dünyaya sözde medeniyet mimarisinin iz düşümünde, demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan hangi ülke veya ülkeler varsa, hepsi birden sınıfta kalmış, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır. Haksızlık diz boyudur. Hukuksuzluk doruk noktadadır. İran'da hiçbir suçu ve günahı olmayan sivil halk bombaların füzelerin diğer ölümcül operasyonların odağındadır. Hakikaten felaket kol gezmektedir.
MHP lideri "(ABD ve İsrail saldırısı) İran'da çocukların öldürülmesi katliamdır" mesajını verdi.
2007 yılında Antarktika'da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi. Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkartan söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum; Gazze'de soykırıma uğrayan 50.000 çocuğun, İran'da sayıları 300'ü aşan çocukların, dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir? Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının insanlık değerlerinin neresinde vardır?
“KÜRTLER PARALI ASKERLİK YAPMAZ”
Müslümanlara da birlik çağrısı yapan Bahçeli, diğer yandan ABD ve İsrail tarafından kullanılmak istenen Kürtlere seslendi.
Bahçeli, "Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için ortam yoklayan, İran'ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir mihraka Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalı. Kürtler tetikçi değildir, kiralık katil değildir." sözlerine yer verdi.
Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır. Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur. Adı konulmamış bir dil savaşı başladı da biz mi farkında değiliz? Orta Doğu'da Sünni-Şii husumetine çanak tutan kamplaşma ve kutuplaşmayı sertleştirmek için provokasyon zemini kollayan karanlık emellere kapalı durmak bilhassa şu mübarek Ramazan ayında hayat meyat konusudur. Bu tuzağa hiçbir Müslüman düşemez düşmemelidir. Böylesi bir vebale hiçbir din kardeşimiz ortak olamaz, olmamalıdır. Şii de Müslümandır, Sünni de Müslümandır. Bozgunculuğun davulunu çalanlar sanal ihtilafların namlusunu tutanlar alçak kere alçaktır. Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan ve ortam yoklayan bu sayede İran'ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir mihraka Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalıdır. Kürt kardeşlerim satılık değildir, kiralık değildir. Tetikçi değildir. Türkler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır. Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın gedik oluşturmanın hesabıyla İran'ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir. Türk-Kürt'ün kardeşi Kürt-Türk'ün alın yazısı kader ortağıdır. Ne tuhaftır ki İran'da vurulan şehirlerin kahır ekseriyeti Türktür.
“İRAN’IN AÇIKLAMASI TARİHİ KIYMETTE”
Diğer yandan Bahçeli, Türkiye’ye düşen füze ve Nahçıvan’a düşen İHA ile ilgili, "Tebriz’den İsfahan’a kadar kardeşlerimiz ateş altındadır. Dahası, 5 Mart 2026’da İran topraklarından kaynaklanan insansız hava araçları Azerbaycan’ın Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’ne isabet etmiş, 4 Mart 2026 tarihinde de İran’dan Türkiye istikametine doğru gelen balistik mühimmat Türk hava sahasına girmeden NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilmiştir. Bu tehlike saçan vakalarla ilgili İran İslam Cumhuriyeti’nin yaptığı özür mahiyetindeki açıklamalar, egemenlik haklarımıza gösterilen saygının telaffuz edilmesi elbette tarihi kıymettedir. ifadelerine yer verdi.
“TÜRKİYE, ÜZERİNDE KUMAR OYNANACAK BİR ÜLKE DEĞİL”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ancak 9 Mart 2026 tarihinde, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren yeni bir balistik mühimmatın gene NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi, bazı mühimmat parçalarının da Gaziantep’te boş arazilere düşmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır. Her ülke aklını başına almalıdır. Türkiye, üzerinde kumar oynanacak bir ülke değildir. Taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyeti’dir. Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz. Ancak Türkiye’nin de yolgeçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfi yetenin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyatlı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz. Elbette Türkiye’yle İran’ı karşı karşıya getirmeye matuf Siyonist-emperyalist bir komployu da ihmal veya gözardı etmiyoruz. Savaşın bölgesel mahiyet alması için ardışık ve çok boyutlu sahnelenen provokasyonlara karşı komşu ülkelerin hassasiyet sergilemesi, kalıcı ve kapsayıcı tedbirleri sırasıyla hayata geçirmesi işin özünde her ülkenin çıkarınadır. Bir daha hava sahamızda veya Azerbaycan hava sahasında yolunu veya yönünü kaybetmiş bir füze ya da insansız hava aracı görmek, duymak ve buna şahit olma istemediğimizi de cümle alem bilmelidir.
Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz. Tedavüldeki iftiraları ve yaygın fitneleri elimizin tersiyle itiyoruz. Tek millet, iki devlet gerçeği; tarihin, kültürün ve yaşanmış ortak anıların muazzez sonucu ve sorumluluğudur. Biz hem sınır güvenliğimizi hem de hava saha güvenliğimizi korumakla mükellefiz. Devletimizin egemenlik haklarına, milletimizin birliğine, dirliğine ve bekasına uzanacak her eli kırmaya da hamd olsun muktediriz. Türkiye’nin İran’la sınır uzunluğu 530 km’dir. Biz aynı coğrafyayı paylaşan, tarihi ilişkileri çok yoğun olan iki dost ülkeyiz. Komşu bir ülkeye yapılan her vandal saldırıya tepkimiz ve itirazımız vardır. Biz haklının yanında, haksızlık yapan kim olursa olsun sonuna kadar da karşısındayız. Şayet söz konusu zalimlerse asla bitaraf olmayacağız."