Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP'den AK Parti'ye katılımlar olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan'daki temaslarını tamamlamasının ardından dönüş yolunda önemli sorulara yanıt verdi. Erdoğan, Türkiye'deki NATO Zirvesi'nde İttifak'ın geleceği için önemli kararlar alınacağını belirtti. Öte yandan CHP'den AK Parti'ye katılımlar olabileceğinin sinyalini verdi. Erdoğan, "Bundan sonra da yine aynı şekilde aramıza katılacak olan arkadaşlar olabilir." dedi.

Abone Ol

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in, ziyaretin başından sonuna kadar fevkalade bir misafirperverlik sergilediğini söyleyen Erdoğan, "Astana’daki görüşmelerimizde ilişkilerimizi, bölgesel ve küresel gelişmeleri etraflıca değerlendirme imkanı bulduk. İlişkilerimizin seyrinden duyduğumuz memnuniyeti ve iş birliğimizi her alanda derinleştirme kararlılığımızı teyit ettik. Muhtelif alanlarda akdedilen 12 belgeye ilave olarak, Sayın Tokayev’le birlikte “Ebedi Dostluk ve Genişletilmiş Stratejik Ortak Bildirisi”ne imza attık. Başarılı geçen 6. Konsey toplantımızın iki kardeş ülke arasındaki ilişkiler açısından tarihi bir nitelik taşıdığını düşünüyor ve şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum." dedi.

6 Şubat depremleri sonrası Türkiye'ye desteğe koşan ilk ülkelerin Orta Asya ülkeleri olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan’ın Gaziantep’te inşa ettiği ve Hoca Ahmet Yesevi isminin verildiği okulun açılış törenini de bu vesileyle Astana’da gerçekleştirdiklerini belirtti.

HEDEF: 15 MİLYAR DOLAR

Tokayev ile birlikte İş Forumu’na katılarak Türk ve Kazak iş insanlarına hitap ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke ilişkilerinin son yıllardaki itici gücünü ticaret, yatırımlar ve enerjinin oluşturduğuna dikkati çekti.

Erdoğan, Kazakistan ekonomisine ve Türkiye'nin ülkedeki yatırımlarına ilişkin şu rakamları paylaştı:

"Son 5 yılda ortalama yüzde 5’in üzerinde büyüyen bir Kazak ekonomisinden bahsediyoruz. Keza toplam dış ticaret hacmi 145 milyar doları bulan, Orta Asya’nın en büyük ekonomisine sahip bir Kazakistan var. 5 bin 500’e yakın şirketimizin inşaattan finansa, turizmden bilişime, 6 milyar dolara ulaşan yatırımları mevcut. Müteahhitlerimizin üstlendikleri projelerin değeri ise 30 milyar dolara varıyor. 10 milyar dolar ticaret hacmimizi, 15 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz."

ENERJİ ALANINDA YENİ ADIMLAR

Enerji iş birliğine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazak petrolünün Bakü-Tiflis-Ceyhan Hattı üzerinden aktarımı konusunda Kazakistan’ın Azerbaycan ile vardığı mutabakatı önemli gördüklerini ifade etti. Ziyaret sırasında Türkiye Petrolleri ile Kazak muadili arasında petrol ve gaz sahalarının işletilmesine dair belgeler imzalandığını belirten Erdoğan, gelecekte enerji iş birliğinin daha da güçleneceğine inandığını vurguladı.
"Türkistan Bildirisi'ni, Türk devletleri liderleriyle birlikte imzaladık"

Ziyaretin ikinci ayağında Türk dünyasının manevi başkentlerinden Türkistan şehrinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi’ne iştirak ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Mevcut iş birliğimizi dijitalleşme ve yapay zeka imkanlarıyla daha etkin bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen 'Türkistan Bildirisi'ni, Türk devletleri liderleriyle birlikte imzaladık. Bildiriyle ayrıca Türk devletleri arasındaki kurumsal bütünleşme süreçlerinin, dijital çağın gerekleri doğrultusunda tahkim edilmesi gereğine iştirak ettik."



"TÜRK DÜNYASI KIBRIS TÜRK HALKINI BAĞRINA BASIYOR"

Zirvenin Türkiye açısından bir diğer öneminin de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın zirveye katılımı olduğunu belirten Erdoğan, "Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Teşkilat’ın faaliyetlerine katılımına büyük önem veriyoruz. Türk dünyası da üzerine düşeni yaparak, Kıbrıs Türk halkını bağrına basıyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki sonbaharda Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı 13. Zirve ile devralınacak dönem başkanlığı süresince teşkilatı daha ileri seviyelere taşıyacaklarını sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel değerlendirmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

SORU: Bugüne kadar Türk dünyası konusunda en fazla çalışmalar yapan ve somut sonuçlar elde eden lidersiniz. Önümüzdeki dönemi “Türk Yüzyılı” olarak tanımladınız. Bu kapsamda bundan sonraki süreçte, Türk devletleriyle ilişkilerde gerçekleşmesini istediğiniz en önemli vizyonunuz, hedefiniz nedir?

Öncelikle biz, Türk dünyası ile ilişkilere her zaman biliyorsunuz önem veren bir iktidar olduk. Türk Devletleri Teşkilatı ile de bunu taçlandırmanın gururunu yaşıyoruz. “Aile meclisimiz” olarak gördüğümüz teşkilatımız bünyesinde her türlü iş birliğini ele alıyor, bütün fırsatları değerlendirmeye çalışıyoruz. Hep birlikte ilerleme ve hep birlikte kalkınmaya inanıyoruz. Tüm platformlarda Türk dünyasının, bölgemizin huzur, istikrar ve güvenliği için daha etkin bir rol alabileceğini söylüyoruz. Ayrıca biz, Türk dünyası çalışmalarına verdiğimiz öneme binaen, partimizde Türk dünyasından sorumlu bir başkanlık kurduk ve Türkiye’de ilk “Türk Dünyası Vizyon Belgesi”ni hazırladık. Herkes biliyor ki; Türk dünyasının ekonomik, kültürel, stratejik açılardan potansiyeli çok yüksektir. Biz, bu potansiyeli harekete geçirmek, diplomasi, enerji, ticaret, ulaştırma, güvenlik, savunma başta olmak üzere, her alanda daha ileri atılımlar yapmak için gayret gösteriyoruz. Ecdadımız, geçmişte nasıl Türk’ün gücünü dünyada barış ve adalet ile perçinlenmişse, bugün de Türk dünyasının güçlü ve egemen ülkeleri olarak bunu yeniden tesis edeceğimize inanıyoruz. Bu yıl, Türk Devletleri Teşkilatı’nın Liderler Zirvesi, ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Dönem başkanlığımızda teşkilatın içeride ve dışarıda güçlenmesi için büyük gayret içinde olacağız. İnşallah bunda herhangi bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum.

SORU: Önümüzde “Körfez Krizi” olarak tabir edilen, Amerika’nın İran’a yönelik saldırıları ve Körfez’in ateşe atıldığı bir süreç söz konusu. Gerek Amerika Birleşik Devletleri nezdinde gerek İran nezdinde güçlü bir ülkeyiz. Siz de güçlü bir lidersiniz ve bu ülkelerle iyi ilişkileriniz var. Bu kriz neden çözülemiyor efendim? Ne yapılmadı da bu hale geldi ya da sizin bakış açınızla bu saatten sonra neler yapılmalı ki; biz ve dünya aynı zamanda bu sorunun üstesinden gelsin?

Şimdi bu krizi doğuran ana etkenlerden biri her fırsatta vurguladığım gibi İsrail’in bitmek bilmeyen kışkırtmalarıdır. Birtakım hayaller ve ütopyalara kapılan İsrail, bu tahriklerle, bölgemizi kendi hevesleri uğruna ateşe atmaktan çekinmediğini defalarca gösterdi. İsrail istiyor ki; bu savaş bölge geneline yayılsın ve bölgemizdeki pus daha da artsın. Öncelikle İsrail’in kışkırtmalarının etkisiz kılınması sonra da gerçek bir barışın inşa edilmesi şart. Türkiye olarak, bu kaosun daha çetrefilli bir tabloya dönüşmeden ortadan kalkması için biz, elimizden gelen gayreti gösteriyoruz ve göstereceğiz. Biz, bölgenin sorunlarının, bölge ülkeleri tarafından çözülebileceğine inanıyoruz. Hep birlikte huzur, istikrar ve barış için gayretlerimizi artırarak, kanlı oyunları bozmalıyız. Eğer bölgede kalıcı bir istikrar isteniyorsa, herkes kısa vadeli hesaplarını bir kenara bırakmalıdır. Ülkeler, uluslararası şirketlerin, bölge dışı aktörlerin değil, kendi ülkesinin ve vatandaşının hakkını savunmalıdır.

AVRUPA'DA DÜZENLENECEK NATO ZİRVESİ

SORU: Türkiye yakın bir zamanda Ankara’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Bu zirve NATO’nun tartışıldığı bir döneme denk geliyor. Bu zirvede gündemde daha çok savunma harcamalarının karara bağlanması var ama daha önemlisi NATO’nun geleceği belki burada konuşulacak. Bizim Türkiye olarak NATO’nun geleceğine dair perspektifimiz nedir?

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihleri arasında tertipleyeceğimiz NATO Liderler Zirvesi, ittifakın tarihinde kritik bir öneme sahip. Gerek bölgemizdeki gerek dünyadaki son gelişmeler, Ankara zirvesinin önemini biraz daha artırmıştır. Ankara’da İttifak’ın geleceğine ve küresel güvenlik mimarisinin bundan sonraki şekline yönelik önemli kararlar alınmasını bekliyoruz. Bugünkü dünya, NATO’nun kurulduğu günlerdeki o eski dünyanın devamı değil. Yeni bir dünya kuruldu ve bu yeni dünyada da NATO’nun konumu çok daha farklı. Tehditler karmaşıklaştı, riskler çeşitlendi, küresel sistem aşındı, kısaca dünya çok değişti. NATO içerisinde adaletli yük paylaşımı, samimi iş birliği ve ortak güvenlik anlayışı, ittifakın geleceği için çok çok önemli. Türkiye olarak daha kararlı ve tehditlere karşı daha hazırlıklı bir NATO için, üzerimize düşeni yapmaya hazırız.

SORU: Türkiye her fırsatta Avrupa Birliği’ne tam üye olma vizyonunu ve talebini ortaya koyuyor. Bununla beraber temel konulardan biri olan gümrük birliği ve vize konusunda henüz bir çözüme ulaşılmış değil. Bu konularda bir yapısal iyileşme, olumlu yönde bir gelişme beklenebilir mi? Diğer taraftan bütün bu süreçlerin sürüncemede kalması, üyelik konusu dahil olmak üzere, Avrupa Birliği içinde bazı ülkelerin Türkiye’yi kendilerine rakip olarak görmesinden mi kaynaklanıyor?

O da var. Ancak biz Avrupa Birliği’ne tam üyelik vizyonumuzu birilerine rakip olmak veya çelme takmak için ortaya koymadık. Biz, samimi bir şekilde Avrupa Birliği’nin parçası olarak hem ülkemizi hem Birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Fakat Avrupa Birliği maalesef bunun farkında değil. Avrupa Birliği bunun farkında değil diye, biz ideallerimizden vazgeçemeyiz. Şunu çok açık, net söyleyeyim, yıllardır bu vizyonumuzu kararlılıkla savunuyoruz, tutarlı adımlar atıyoruz. Bugüne kadar Türkiye’ye karşı zaman zaman ikircikli, zaman zaman düpedüz ayrımcı birtakım uygulamalara imza atılmış olmasına rağmen, üyelik teklifimize yine sadık bir şekilde bağlıyız. Türkiye, içinde yer aldığı yapılara yük olan değil, yük alan bir ülkedir. Bizim içinde yer aldığımız her platform, yükselen bir değerdir. Şunu da açık söyleyeyim, zaman zaman birlik içinden ülkemize yönelik çok talihsiz ve sığ ifadeler duyuyoruz. Bu tutumun, dünyanın her alanda kabuk değiştirdiği günümüzde, Avrupa Birliği’ne zarar verdiğini muhataplarımıza anlatıyoruz. Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır ve Birlik bunu değerlendirmek konusunda tarihi bir karar vermek durumundadır. Avrupa, daha önce de ifade ettiğim gibi, bir yol ayrımına gelmiştir ve bu yol ayrımında durumu çok daha dikkatli değerlendirmelidir.

"F-35 İÇİN TEMASLAR SÜRÜYOR"

SORU: Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşü konusunda yeni bir gelişme var mı? Bununla birlikte milli ve yerli savaş uçağımız KAAN’a da ilginin yoğun olduğunu görüyoruz. En son İspanya'nın da KAAN ile ilgilendiğine yönelik haberler çıkmıştı. Üretim ve ihracat konusunda hangi aşamadayız?

F-35 konusunda taleplerimiz ortada. Arkadaşlarımız Amerikalı muhataplarıyla temaslarını sürdürüyor. Müspet bir netice almayı umuyoruz. KAAN projemiz ise her geçen gün ilerliyor. Süreç tamamlandığında bu alanda artık yeni bir hikaye başlayacak. KAAN bizim için bir ilk adımdır. Daha iyilerini, daha güçlülerini de yaparız, yapacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Sadece KAAN değil, birçok savunma sanayi ürünümüz dünyanın ilgisini çekme başarısını gösteriyor. İstanbul'da düzenlenen SAHA-2026’da savunma sanayi alanındaki gücümüz ve etkinliğimiz ortaya konuldu. 150 binden fazla ziyaretçi orada ülkemizin bu alanda geldiği seviyeyi ve somut sonuçları gördü. 200’den fazla yeni ürün tanıtıldı ve bu arada 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Rakamlar hem ulaştığımız seviyeyi ortaya koyuyor hem de hedeflerimiz konusunda bizleri daha çok gayretlendiriyor.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" AÇIKLAMASI

SORU: Terörsüz Türkiye bağlamında bir soru soracağım. Ağustos 2024’te Ahlat'ta iç cepheyi tahkim etme noktasında mesajınızla başlayan ve farklı merhalelerden geçip Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de ezici sonuçla kabul edilen bir raporla, epeyce umut var eden bir aşamaya geldik. Bundan sonraki aşama bağlamında sürecin seyri özellikle çıkarılabilecek şartlı ve süreli bir çerçeve yasanın zamanlaması, örneğin meclis tatile girmeden bu mümkün olabilir mi? Silah bırakma sürecindeki gelgitler, bunların hepsini bir bütün olarak değerlendirdiğinizde önümüzde nasıl bir yol haritası var? Bizi neler bekliyor?

“Terörsüz Türkiye” 86 milyonun birlik, beraberlik ve ebedi kardeşliğini perçinleyecek bir hedefin adıdır. Cumhur İttifakı olarak, hedef birliği içinde bu gayeye ulaşmak için sağlam, basiretli ve cesur adımlar atıyoruz. Geride bıraktığımız 18 ayda hem kayda değer mesafe aldık hem de TUSAŞ saldırısı gibi gizli-açık pek çok badire atlattık. Bunlara rağmen yolumuzdan dönmedik. Meclis komisyonumuz, uzlaşı temelinde bir yol haritası ortaya koydu. Yapıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yol haritasının hayata geçirilmesi gerekiyor. Sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi, bu noktada çok çok önemlidir. Silah bırakmanın ivmelenmesi için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor. Şurası bir gerçek ki; ilk günden beri sürecin başarısı için dua edenler, çaba gösterenler olduğu gibi, bundan rahatsız olanlar da var. Süreç bugüne kadar, kendi doğal güçlükleriyle beraber, bunlara rağmen de ilerledi. Biz kararlıyız, “Terörsüz Türkiye”yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz. Kararlıyız, bunlara fırsat vermeyeceğiz. Niyetimiz hayırdır, yolumuz hayırlıdır. Allah'ın izniyle akıbetimiz de hayırlı olacaktır. “Terörsüz Türkiye” hedefine, bütün engelleri vakar içinde aşarak mutlaka ulaşacağız. Cumhur İttifakı olarak bunu dayanışma ve eşgüdüm içinde, maşeri vicdanın rehberliğinde ve milletin çizdiği rotada yürüyerek gerçekleştireceğiz.

"AK PARTİ'YE KATILACAK ARKADAŞLAR OLABİLİR"

SORU: Sayın Cumhurbaşkanım, CHP bugünlerde yolsuzluk davalarının yanı sıra ihanet suçlamaları, koltuk kavgaları ve iç hesaplaşmalarla da gündemde. 17 belediye başkanı doğrudan AK Parti'ye katıldı, bu kaostan kaçarak. Bu belediye başkanları güvenli bir şekilde siyaset yapabilecekleri ortamın, zeminin AK Parti'de olduğunu, geleceğin, istikbalin AK Parti'de olduğunu, düşündüklerini söylüyorlar. Gerekçelerini bu şekilde açıklıyorlar. Siz, CHP içerisinde yaşanan ve tabana da yayılan bu kaosu, krizi nasıl yorumluyorsunuz? Bu bir güven krizi midir? Güvenlik krizi midir? Size göre nedir?

Biz millete hizmet etmek gayesiyle bir araya gelmiş, siyasetin kalitesini artırmaya odaklanmış bir hareketiz. Bizim yüksek değerlerimiz ve millete hizmet aşkımızı paylaşanlarla, tarihi yürüyüşümüze devam ediyoruz. Bundan asla vazgeçmeyecek ve kimseye fırsat vermeyeceğiz. CHP yöneticilerince tehdit edilen, baskı gören, hakarete maruz kalan bazı arkadaşlar, huzuru AK Parti'de bulmuş ve aramıza katılmışlardır. CHP yönetiminin partiyi ne hale getirdiğini özellikle en iyi o parti içinde bir dönem yer alanlar bilir. CHP'yi, yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşveti savurma merkezi haline getirenlerin, içerideki çürümeyi derinleştirmesi, siyasetin itibarı açısından da çok çok üzücü. Bizi, CHP içindeki koltuk savaşları, birbirlerini suçlama yarışı ve iftira olimpiyatları ilgilendirmiyor. Biz yolumuza bakıyoruz. Milletimize hak ettiği hizmetleri vermeye gayret gösteriyoruz. AK Parti'ye katılan belediye başkanlarımızın ilk açıklamaları “Biz hizmet etmek istiyoruz. Bu CHP'de mümkün değil. CHP'nin iç kavgaları içinde belediyecilik yapamaz hale geldik” yönünde oldu. Yani bundan sonra da yine aynı şekilde aramıza katılacak olan arkadaşlar olabilir.



SORU: Önümüz yaz ayları, gurbetçi vatandaşlarımızın Türkiye'ye tatil için gelecekleri zamanlar yaklaşıyor. Muhalefet, gurbetçilerle ilgili çirkin bir dil kullanıyor. Bazen sokakta onların morallerini bozacak, Türkiye'ye geldiklerine pişman edecek pozisyona sokuyor onları. Bu konu hakkındaki değerlendirmelerinizi rica ediyorum.

Bunu edep dışı bir şekilde yapıyorlar. Muhalefetin, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı hedef alan küçümseyici ifadeleri asla kabul edilemez. Kim küfür ve hakarette daha iyiyse, mevcut CHP yönetiminin lütfuna mazhar oluyor, ön plana çıkıyor. Dün arkasından ağladıklarına bugün utanmadan küfredebiliyorlar. Dün öve öve bitiremediklerini, bugün tükürük yağmuruna tutabiliyorlar. Yıllarca beraber oldukları yol arkadaşlarına bunu meşru gören bir zihniyetin, vatandaşa neler yapacağını varın, siz hayal edin. Görünen o ki; ana muhalefete karşı ne yaparsanız yapın bu testi su tutmuyor. Berbat. Ama biz, tüm bunlara rağmen partimiz, bütün teşkilatıyla beraber bunların bu yanlışları karşısında çok daha dik durmak suretiyle yola devam ediyoruz, devam edeceğiz.

SORU: Sanal medya bugünlerde en önemli gündemmaddelerinin başında geliyor belki de. Adeta dipsiz bir okyanus gibi buradaki tehlikeler. Çocuklarımız sanal oyunlardan dijital platformlara algoritmaların yönlendirdiği içeriklerde kötü niyetli kişilerin etkisi altına girme tehlikesiyle, riskiyle karşı karşıya. 15 yaş altına yönelik yasal bir düzenleme yapıldı. Peki çocuklarımızı dijital dünyanın görünmeyen tehlikelerinden korumak için başka hangi tedbirler planlanıyor?

Dijital dünya bugün hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Biz de bu gerçeği biliyor ve ona göre hareket ediyoruz. Teknolojiyi reddeden değil, teknolojiyi insanlığın hayrına kullanan bir anlayışla düzenlemeler yapıyoruz. Bu konuyu çok önemsiyoruz. Çünkü dijital dünyanın kaotik atmosferi, çocuklarımızı tuzağa düşürmeye çalışan yapılar ve maalesef kişilerle dolu. Sanal dünyanın görünen ve görünmeyen tehditlerinin ne kadar yıkıcı hale geldiğini hep beraber biliyoruz. Siber birimlerimiz sanal devriyeleriyle dijital suçlarla mücadeleye devam ediyor. Şiddeti özendiren ve bağımlılık oluşturan içeriklerden, sapkın akımlara, sanal zorbalığa kadar bunların hepsine yönelik tedbirlerimizi alıyoruz. Yaş doğrulama sistemiyle internet artık 15 yaş altı çocuklarımız için daha güvenli hale gelecek. Bunun kararlarını verdik, veriyoruz. Ailelerin, sosyal ağ sağlayıcıların ve devletin iş birliği sayesinde bu koruma sağlanacak. Dijital okuryazarlığı güçlendirecek faaliyetlerle hem eğitimcilerimiz hem de ailelerimiz, sanal alem konusunda daha bilinçli olacak. Biz çocuklarımızı algoritmaların insafına terk etmiyoruz. Ek tedbirler de planlayarak en kısa zamanda hayata geçirilecek. Çocuklarımızı korumak için seferberlik ruhuyla hareket etmeye mecburuz.

SORU: Mayıs'ın son haftası malum aile haftası. Aile destek paketleri gençlerin evlenmesi için teşvik ve krediler ortada. Yeni müjdeler gelir mi efendim?

Aile Haftası vesilesiyle bir kez daha “biz bu kaleyi yıktırmayacağız” diyoruz. Nüfus meselesi Türkiye için hayati bir konu. Nüfusumuzun özellikle kendini yenileme oranındaki düşüş alarm veriyor. Bunu artırmak, geleceğimiz için çok çok önemli. Dijital teknolojilerin olumsuz sonuçlarından biri de malum bireyselleşme ve yalnızlaşmanın yaygın hale gelmesi. Bu durum, toplumda ailenin ve aile değerlerinin hak ettiği ilgiyi görmemesi riskini beraberinde getiriyor. Bunlarla mücadele etmek, nüfusumuzu korumak için çeşitli önlemler almak, devlet olarak bizim asli vazifemiz. Bütün bunlarla beraber, yıllardır bu tehlikeye dikkat çeken bir siyasetçi olarak, haksız eleştirilere maruz kaldık. 3 çocuk ikazımızın ne kadar haklı olduğunu ortaya koyduk. Mevcut tabloda haklılığımız ortaya çıktı. Aile ve Gençlik Fonu bu amaçla kuruldu ve bugüne kadar 205 binin üzerinde gencimiz bundan yararlanmaya hak kazandı. 140 binin üzerinde gencimize toplam 11,6 milyar lira ödeme yaptık. Aile danışmanlığı, aile indirim anlaşmaları çocuk sayısına göre desteklerle gençlerin bundan sonra da yanındayız. Bizim derdimiz bu ülkede evlenmedik genç, inşallah tütmedik ocak bırakmamaktır.

SORU: Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu her fırsatta vurguluyorsunuz. Bu dönem değil belki ama önümüzdeki dönemde bu anlamda yeni adımlara şahitlik edebilecek miyiz?

Yeni anayasa konusunu her zaman gündemde tutacak ve milletimize verdiğimiz bu sözü mutlaka yerine getireceğiz. Biz, bu konuda hazırlıklarımızı tamamladık ve milletimizin ihtiyaç duyduğu, talep ettiği hususları belirledik. Sivil siyasetten bahsediyorsak, çağın gerekliliklerine uygun mevzuat düzenlemelerinden bahsediyorsak, bunu gerçekleştirmek için atılacak bütün adımları, yeni anayasa ihtiyacıyla birlikte karşılamayı hedef olarak görürüz. Millet, inşallah darbe lekesi taşıyan bir anayasadan kurtulup, yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasaya kavuşmak istiyor. Siyaset, milletin taleplerine kulak tıkayamaz. Bu hasreti sonlandırmak siyaset kurumunun elindedir ve yapması gereken en önemli konudur. Yeni anayasa artık bir lüks değil, ihtiyaç, hatta zorunluluktur. Bu konuyu siyaset üstü görüyor ve açık yüreklilikle siyasi partilere çağrı yapıyoruz. Diyoruz ki; gelin her türlü siyasi önyargıyı bir kenara bırakalım. Toplumun her kesiminin “işte benim anayasam” diyebileceği metni birlikte inşa edelim.