MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında NATO karargahı hakkında açıklamada bulundu.
MONTRÖ SÖZLEŞMESİ’NDEN TAVİZ VERİLMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL
Açıklamada, Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışının Montrö Boğazla Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayandığı aktarılarak, şu açıklamada bulunuldu:
"Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır. Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı; Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmemiştir. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Karadeniz’de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki tutumunu sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz’in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmektedir"
"ÇOK ULUSLU BİR GİRİŞİM"
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın anlaşmayla sona ermesi durumunda alınacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların yürütüldüğü ve hâlihazırda 33 ülkenin katılma isteğini beyan ettiği ‘Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu’nun NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişim olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Bu girişim kapsamında oluşturulan Çok Uluslu Ukrayna Kuvvetinin (MNF-U), Fransa’da (Paris) çekirdek personel ile teşkil edilen operatif karargâh üzerinden yönetilmesi planlanmaktadır. Bu kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) görevi güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tesis edilen dengenin muhafazası amacıyla ülkemiz tarafından yürütülecektir. Bu doğrultuda, 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeyi sürdürmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu hukuki çerçevenin planlamalarda esas alınması hususlarında mutabakata varılmıştır. Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edilmiştir. Deniz Unsur Komutanlığına 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur ancak deniz platformlarına yönelik katkılar sadece kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır. Türkiye öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan tarafından oluşturulmuş, NATO kuvvet yapısı dışında kalan bir girişimdir. Söz konusu görev kuvveti, 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanan mutabakatla kurulmuş ve 1 Temmuz 2024’te ilk aktivasyonu ilan edilmiştir. Temel görevi Karadeniz’de mayın arama faaliyetleri icra etmek ve kritik sualtı altyapılarının güvenliğine katkı sağlamak olan bu yapı, katılımcı ülkelerin millî mayın arama gemileriyle faaliyet göstermekte; komuta ve karargâh görevi altı aylık rotasyonlarla üç ülke arasında dönüşümlü olarak yürütülmektedir. Hâlihazırda görev kuvveti, ülkemiz tarafından komuta edilen 9’uncu aktivasyon periyodunu icra etmektedir."
NATO KARARGAHLARI AÇIKLAMASI
Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya üye olduğu hatırlatılan açıklamada, Türkiye’nin ittifakın en büyük ikinci ordusuna sahip olduğu ve NATO komuta ve kuvvet yapısında önemli görev sorumluluklar üstlendiği vurgulandı.
Açıklamada, "NATO’nun Savunma ve Caydırıcılık Konsepti’ne uygun olarak 2020 yılından itibaren plan ile komuta kontrol sistemlerinde; tehdidi caydırmak ve savunmaya geçişi kolaylaştırmak, NATO topraklarına karşı icra edilecek bir saldırıya karşı savunmayı güçlendirmek maksadıyla değişikliğe gidilmiştir. Stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış ve bahse konu planları uygulayacak karargâhların tesis edilmesi öngörülmüştür. Bu kapsamda; 2023 yılında Çokuluslu Kolordu Karargâh-Türkiye (MNC-TÜR) ve 2024 yılında Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Karadeniz kurulması faaliyetlerine başlanmıştır" ifadelerine yer verildi.
NATO planlarında, bölgesel bir Türk Kolordu Karargâhı tarafından Türkiye’nin savunmasının NATO kuvvetleri ile koordinesi ve gerektiğinde görevlendirilecek olan kuvvetlerin emir ve komutasının yürütülmesi planlandığı kaydedilen açıklamada, "Bahse konu karargâhın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesi millî makamlar tarafından uygun görülerek MNC-TÜR kurulumu 2024 yılında NATO makamlarına bildirilmiştir. Karargâh kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır ve çokuluslu karargâh statüsü henüz onaylanmamıştır" denildi.
TÜRKİYE NATO KARAR MEKANİZMASINDA AKTİF ROL ÜSTLENİYOR
Deniz harekât alanında planların uygulanabilmesi için 2024 yılında beş adet (Atlantik, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Akdeniz ve Karadeniz) Birleşik Görev Kuvveti’nin kurulmasının planlandığı aktarılan açıklama, şöyle devam etti:
"Karadeniz’de kurulacak olan CTF-Black karargâhının komutası ve ev sahipliği bölgesel sahiplik ilkemiz gereğince 2028 yılına kadar ülkemiz tarafından üstlenilmiştir. 2028 yılını müteakip Karadeniz’e kıyıdaş müttefiklerin (Romanya ve Bulgaristan) yapacağı tekliflere istinaden bahse konu karargâha ev sahipliği ve komuta edecek ülke belirlenecektir. Karargâh kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır. Her iki karargâhta da hâlihazırda sadece Türk personel görevlidir. Bilgilerini paylaştığımız üç adet deniz ve bir adet kara karargâhı ülkemizin güvenlik ihtiyaçları ve Karadeniz’e yönelik politik duruşumuz ile uyumlu olarak teşkil edilmektedir. Türkiye NATO karar mekanizmasında aktif rol üstleniyor.
Türkiye, bu rolüyle geçmişte NATO’ya kuvvet tahsis eden bir ülke olmanın ötesine geçerek bugün karar alma ve yön verme süreçlerinde aktif rol üstlenmekte, oluşturulan yapıları kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda şekillendirmektedir. Sonuç olarak; savunma ve güvenlik konuları, eksik bilgi ve sığ bakış açısıyla yorumlanamayacak ve günlük tartışmalara konu edilmeyecek kadar önemlidir. Bu kapsamda Bakanlığımız tarafından yapılan resmî açıklamaların takip edilmesi ve dezenformasyon içeren haber ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir."