Hazırladığı videolarla Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bugünle bağını ve güncel hayata yansımalarını anlatmayı amaçlayan Kılıç, 2024'ten bu yana hafızlık yolculuğu ve dini vlog içerikleriyle geniş bir kitleye ulaştı.
İçeriklerinde özellikle Kur'an-ı Kerim'deki ayetlerin anlamlarına odaklanan Kılıç, kişisel hikayesine ve sosyal medyada gençlerle kurduğu etkileşime dair açıklamalarda bulundu.
Daha önce hesabında bilgisayar oyunlarıyla ilgili videolar üreten Kılıç, 2024 ramazan ayından itibaren Kur'an-ı Kerim'i yeniden bir deftere yazmaya karar verdiğini belirterek, ilk videosunda sesli anlatım yerine yazıyla takipçilerine bir şeyler anlatmaya çalıştığını söyledi.
"Asıl takipçi patlayışım part 40'tan sonra oldu"
Kılıç, videolarında dini içerik anlatırken, Marvel karakterlerinin benzer objelerini kullanmasının sosyal medya takipçilerinin dikkatini çektiğini anlattı.
"Kur'an Yazıyorum Part 40" videosundan sonra sosyal medyada daha fazla tanınmaya başladığını dile getiren Kılıç, "İlk amacım Kur'an yazacağım ve bunu arkadaşlarım görecekti. Bunu seri haline getirdikten sonra vlog tarzında Kur'an yazdığımı anlattım. Asıl takipçi patlayışım part 40'tan sonra oldu. Ünlü isimler de beni takip etti." dedi.
Furkan Kılıç, videolarına çok farklı tarzda hem Müslümanlardan hem de ateistlerden yorumlar geldiğini aktararak, "Kur'an yazıyorum aslında yanlış anlaşılabilecek bir şey değil. Ama şu anda bile hala 'Sen kendini kim sanıyorsun da Kur'an yazıyorsun?' diye yorum geliyor." diye konuştu.
Üniversitede sınıfta kaldıktan sonra Arapça dersine farklı bir hocanın girdiğini, onun sayesinde çok farklı bilgiler öğrendiğini ve bunları videolarında kullandığını söyleyen Kılıç, şöyle devam etti:
"Hafızlık yapmıştım ama Arapçayı çok iyi bilmiyordum. Derslerde hocanın anlattıkları çok hoşuma gitti ve araştırmaya başladım. O zamanlar yapay zeka yoktu. Sürekli gidip hocaya sorardım, bana cevap verirdi. Sonra hoca, 'Madem sen böyle şeylere meraklısın, benim bu konularla alakalı 'Kur'an'da Eş Anlamlı Sanılan 40 Kelimenin İ'caz ve İzahı' kitabım var.' dedi. Ben daha o 40 kelimeden videolarda ikisini anlattım. 38 tanesini henüz okumadım. İlk başta 'Bu kitaptan 40 video yaparım.' dedim. Bir kelime okudum, önüme ayrı ayrı yerlerden 10 farklı şey çıktı. Sen bir adım yaklaşırsan, Allah 10 adım yaklaşır ya gerçekten öyle oldu. Her zaman stokumda 40 video duruyor, ben ilerliyorum ama yine de videom azalmıyor, yani içerik derdi kalmıyor. Şu anda kafamda part 120'ye kadar fikir var."

"Hayatına birçok noktadan dokunduğum takipçim oldu"
İmam olan babasının görevi nedeniyle sürekli farklı şehirlerde yaşayan ve eğitim alan Furkan Kılıç, videolarında yer verdiği 98 yaşını geçen dedesinin de takipçilerinin dikkatini çektiğini ve dedesinin babasını, babasının da kendisini yönlendirmesiyle hafız olduğunu anlattı.
Kılıç, hesabında çok farklı kitlelerden takipçilerinin olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
"İlk 10 videomun yorumlarında belki yüzde 99 inanmayanlar vardı. Sadece dalga geçiliyordu. Türkiye'de bu kadar Allah'a inanmayan kişi var mı diye üzülmüştüm. Hiç iyi yorumum yoktu. Sadece eleştiriler vardı. Bir de ben aslında kafamda bir sarıkla masada bir şeyler anlatmıyorum. Konuları ilgi çekici anlatmaya çalışıyorum. Kullandığım elimdeki pençeyi de eleştirenler var."
Kur'an-ı Kerim'in evrenselliğini takipçileri üzerinden görebildiğini anlatan Kılıç, "Hayatına birçok noktadan dokunduğum takipçim oldu. Galerimde onlara özel, güzel mesajlardan oluşan bir dosyam var. Tabii bu mesajlar 'videon güzel' mesajları değil, bir şey yaşamış ve hayatına dokunduğum kişilerin mesajları. Mesela 'sayende namaza başladım', 'şunu yaptım' gibi mesajlar, bana içten içe 'işte Furkan başardın' mutluluğunu veriyor." ifadelerini kullandı.
İmamlık sınavına hazırlanan Kılıç, daha sonra ilahiyat fakültesinde akademisyen olmak istediğini dile getirerek, "Kur'an, gerçekten benim için bir mucize. 'Her şerde bir hayır vardır.' derler ya gerçekten öyle oldu. Sınıfta kalmasaydım, o hoca dersimize girmeyecekti, içime bu merakı atmayacaktı, Kur'an yazma serisi bu şekle evrilmeyecekti." dedi.
Furkan Kılıç, Kur'an-ı Kerim'i Arapçayı daha iyi öğrenmek amacıyla deftere birebir yazdığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
"600 sayfalık defter aldım. İçinde hiç çizgi yok. İlk başta aklımda ayetlerin altına anlamlarını da yazmak vardı. Arapça öğrendiğim için her gün kelime öğrenmiş olurum diye düşündüm. Ayet altına kelime kelime çeviri yazınca sayfa çok karışık durdu. 6-7 sayfa yazdıktan sonra okulda gösterdim ve çok karmakarışık olduğunu söylediler. Kur'an'ın güzel olması gerekiyor, anatomisine ters diye anlamları silmeye başladım. Şu an normal olarak kurşun kalemle o matbaadan çıkmış gibi Kur'an yazmaya devam ediyorum."




