Türkiye ile ABD arasında Suriye başta olmak üzere bölgesel konular için temaslar sürüyor.
Bu kapsamda Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı kabul etti.

Kabulde, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu da yer aldı.
Görüşmede Suriye'de yaşanan son gelişmeler ele alındı.
CEVDET YILMAZ-BARRACK ZİRVESİ
Diğer yandan dün de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile beraberindeki heyeti kabul etmişti.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmeye ilişkin paylaşımda bulunan Yılmaz, "ABD Türkiye Büyükelçisi Sayın Tom Barrack ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirdiğimiz görüşmede, ikili ilişkilerimizin daha da güçlendirilmesi ve işbirliğimizin somut alanlarda derinleştirilmesi konularını ele aldık. Görüşmemizde, ekonomik ve ticari ilişkilerimizin geliştirilmesi, savunma sanayii ve CAATSA yaptırımları başta olmak üzere gündemimizdeki başlıkları kapsamlı bir şekilde değerlendirdik. Ayrıca İran ve Suriye'deki son gelişmeler ile Gazze barış planının ikinci aşaması çerçevesinde bölgesel ve küresel meseleler üzerine görüş alışverişinde bulunduk. Yapıcı katkıları ve ülkelerimiz arasındaki işbirliğini güçlendirme iradesi için Sayın Barrack'a teşekkür ediyorum." ifadelerine yer vermişti.

FİDAN İLE GÖRÜŞMESİ ARDINDAN BARRACK’TAN TÜRKİYE MESAJI
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından 13 Ocak 2026'daki kabul edilmesine ilişkin ABD merkezli X sosyal medya hesabından paylaşım yapmıştı.
Bakan Fidan'a verimli ve samimi görüşme için teşekkürlerini sunan Barrack, "ABD, Türkiye ile olan güçlü ortaklığımıza büyük değer vermekte ve Suriye'de devam eden çabalarımız dahil olmak üzere, bölgesel istikrarı ilerletme ve ortak zorlukları ele almak için birlikte çalışmaya kararlılıkla devam etmektedir." sözlerine yer vermişti.

BAKAN FİDAN'DAN SDG'YE SURİYE UYARISI
Takvimler 15 OCAK 2026'yı gösterdiğinde ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'de yerleşik ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle İstanbul'daki otelde bir araya gelerek bilgilendirme toplantısı düzenlemişti.
Bakan Fidan burada terör örgütü SDG-YPG'yi açık bir dille uyarmıştı.
Suriye'deki genel durum ve 10 Mart mutabakatı hakkında sorulan soruya, "SDG'nin Kandil'le bağı meselesinin yeni keşfedilmiş bir bilgi olarak zaman zaman özellikle Batılı muhataplar tarafından karşılanması, bizim de hayret ettiğimiz bir konu." yanıtını veren Fidan, bunun net bir bilgi olduğunu söyledi.
Hakan Fidan, Türkiye’nin terör örgütü SDG ile en başından beri probleminin bu olduğunu en başından beri söylediğini aktararak "Suriye Kürtlerinin, kendi, otantik bir araya gelip sadece Suriye'deki Kürtlere has, Suriye'deki sorunları çözmeye yönelik bir hareketin Suriye'yle tabii ki ilgisi var. Biz medeni, gelişmiş bir ülkeyiz. Belli ülkelerin kendi iç sorunlarını çözmeden sınırlarının neler olduğunu biz biliriz ama bunun böyle olmadığını herkes biliyor. Dört ülkede iddiası olan, örgütlenmesi olan ve eylemi olan bir örgütün Suriye'deki uzantısının adının SDG olması, YPG olması bizim çok bildiğimiz bir gerçeklik.” diye konuştu.
Herkesin, terör örgütü SDG adına kim görüşmeye giderse gitsin, Kandil'den onay almadan bunun hayata geçmeyeceğinin bilincinde olduğunu söyleyen Fidan, bunun işleri zora sokan bir husus olduğunu ama bir an önce 10 Mart mutabakatının uygulanarak ülkede istikrarın sağlanmasının temenni edildiğini aktardı.
Fidan, Halep konusunda da geçmişte Türkiye’nin uyardığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
"Fırat'ın batısında özellikle 8 Aralık 2024'ten sonra işgal edilen yerlerin bir iyi niyet göstergesi olarak tekrar boşaltılması, unsurların doğuya çekilmesi hususu gündemde. Bu film tekrar tekrar oluyor. Biz Afrin'den, Resulayn'dan itibaren, Tel Rıfat’tan itibaren Halep'te her zaman aynı oyunu görüyoruz. Gidiyoruz diyoruz ki, bakın burada duruşunuz illegal, şu yapıları, şu unsurları şu şekilde olmaması lazım. Yok, direniyorlar. Sonra güç kullanılıyor, geri adım atıyor. Bu şablondan çıkılması lazım artık. Gerçekten iyi niyet gösterisinde bulunmak istiyorlarsa, bir diplomasiye dayalı, diyaloga dayalı, artık sorun çözme tekniğine girmeleri lazım. Diyalog içindeymiş gibi gözüküp, dünyaya böyle bir imaj verip, zaman kazanıp, bölgede hani daha da fazla ispat edeceğimiz bir kriz çıkar mı diye de etrafa bakıp, belli aktörlerle de ilişkiyi devam ettirip, bu kadar parametre yönetecek ne zihniniz var, ne de gerçeklik buna izin verir. Bir iyi niyet koyacaksınız. ‘Biz Suriye'de istikrarı istiyoruz.’ ‘Suriyeli Kürtlerin müreffeh olmasını istiyoruz. Emin olmasını istiyoruz.’ Irak ve diğer konuları bırakın bir kenara ama bunun böyle olmadığını biliyoruz. İnşallah olur. Çok yakından takip ettiğimiz bir konu. İnşallah barışçıl yollarla çözülür."




