Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul'da Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı'nda mevkidaşlarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan, toplantı kapsamında Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ceenbek Kulubayev, Özbekistan Dışişleri Bakanı Bakhtiyor Saidov ve Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Alibek Bakayev ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

Fidan, toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında konuştu.

"BÖYLE BİR MACERAYA İRAN'DAN HİÇ KİMSE ATILMASIN"

Bakan Fidan, “Biz savaşın başından itibaren, hatta savaştan da önce İranlı yetkililerle yıllardır çok yakın temaslarımız var. Belli kriz durumlarında ne türden tedbir alacaklarına yönelik hep bir fikrimiz oldu. Bunları savaş öncesinde de çok tartıştık, savaş esnasında da. Bizim durduğumuz yerde hiçbir değişiklik yok. O zaman kendilerine ne söylüyorsak yıllardır, şimdi de aynısını söylüyoruz. Kendilerine, bölgeden saldırı gelmediği sürece, bir ülkeden saldırı gelmediği sürece o ülkelere saldırı yaparak baskı üretme aracı stratejisinin doğru olmadığını, kendi savaş stratejileri açısından da doğru olmadığını, bölge stratejisi açısından da doğru olmadığını belirttik. Bizim tam tersine en başından beri İran'a söylediğimiz; madem Amerika'yla büyük bir problem içindesiniz, nükleer mesele gibi sıkıntılı konularınız var, sizin hiç olmazsa bölgedeki istikrarı esas alan, komşularla iyi ilişkiyi esas alan, sorunları ne kadar zor olsa da, sıkıntılı da olsa masaya yatırıp çözme iradesiyle hareket etmeniz gerekir şeklinde nasihatimiz hep böyle olmuştur. Şimdi de aynısını söylüyoruz bir dost ve kardeş ülke olarak, komşu ülke olarak. Hava sahasını başka ülkelere kullandırmayan, kendi ülkelerinde bulunan diğer askeri üslerin kullanılmasına izin vermeyen ülkelerin sivil altyapılarına saldırmak, enerji altyapılarına saldırmak doğru bir strateji değil. Bunun altını çiziyoruz. Özellikle bu ülkeler gerçekten hep beraber son yıllarda bölgesel kalkınma için, altyapı için, istikrar için çok fazla kolektif bir çaba içindeyken. Bu, bölgede cereyan etmekte olan İsrail yayılmacılığının da biraz ekmeğine yağ sürmek olur. Bunun doğru bir strateji olmadığını söyledik. Pezeşkiyan'ın bugün bu şekilde yaptığı açıklama tam da bizim oturduğumuz bağlamla 'Saldırıya izin vermeyen, saldırmayan bir yere biz de saldırmayacağız, şu ana kadar da saldırdığımız için özür dileriz' açıklaması; esas itibarıyla bizim altını çizdiğimiz bir açıklamadır. Fakat daha sonra buna yönelik çeşitli şerhler de geldi. Bu, İran sisteminin kendi içindeki bir durum. Şu anda gerçekten zor günlerden geçmekteler. Allah gerçekten İran halkının yardımcısı olsun bu mübarek Ramazan ayında. Ama diğer taraftan tabii liderlik içerisindeki şu anda belli noktalardaki bir araya gelme problemleri, karar alma yetersizlikleri nedeniyle yeni bir rehberi de seçemediler biliyorsunuz. Belli önemli kararların alınması o makamda mümkün oluyor. Göreceğiz. Bize atılan füze ile ilgili olarak değerli arkadaşlar, bunlar biliyorsunuz hava sahamızdan girerken vuruldu. Biz yaptığımız istişareler neticesinde Cumhurbaşkanımız da ifade ettiler, kendileri de ifade etti; biz kolay kolay provokasyona gelen bir ülke değiliz. Kendi güvenliğimizi savunmada çok şükür hiçbir sıkıntımız yoktur ama diğer taraftan da provokasyona gelme, bir savaşın içine çekilme ne demek, onu da gayet iyi biliyoruz. İranlı arkadaşlarla konuştuk, dedik ki: 'Bu eğer yolunu kaybetmiş bir füzeyse başka bir konu ama bunun devamı gelecekse, ki bizim size tavsiyemiz aman diyeyim dikkat edin, böyle bir maceraya İran'dan hiç kimse atılmasın.' Çünkü Türkiye şu ana kadar defaatle dostluğunu, durduğu yerdeki düzgün çizgiyi, barışa olan hizmetini sürekli ortaya koymuştur. İran yıllardır yaptırım altındadır, birçok uygulamaya maruz kalmıştır ama gerçekten bölgede belli prensiplerle, ilkelerle, doğru düzgün, şeffaf hareket eden ender ülkelerden biri de Türkiye olmuştur" dedi.

"ÇOK YOĞUN BİR DİPLOMASİ TRAFİĞİ VAR"

Bakan Fidan, “Gerek Cumhurbaşkanımız düzeyinde, gerek bizim düzeyimizde, hem bölgesel aktörlerle hem küresel aktörlerle şu anda çok yoğun bir diplomasi trafiği var. Bu çok çeşitli, İran'daki şu anda devam eden savaşı ve bölgedeki durumu merkeze alan bu görüşmelerde bir defa şunu görüyoruz; dünya kamuoyunun genelinde ortak bir görüş oluşmuş durumda hemen hemen. Hiç kimse bu savaşın ne bölgenin ne insanların faydasına olduğuna inanmıyor, ağırlıklı çoğunluk olarak ve bu savaşın bir an önce bu haliyle durması gerektiğine inanıyor. Dolayısıyla şimdi bu kıymetli bir şeydir; dünya kamuoyunun büyük çoğunluğunun böyle bir noktada olması. Kimileri söyleyebiliyor, kimileri söyleyemiyor, kimileri İspanya gibi açıktan bir tavır koyabiliyor, kimileri sadece bize telefonda konuyu açabiliyorlar; herkesin belli durduğu yerler var. Ama tıpkı Filistin devletinin BM'de tanınma sürecinde yaşandığı gibi burada da esas itibarıyla dünya kamuoyunun ağırlıklı birçoğunun bu savaşın yanlışlığı ve durması gerektiği konusunda bir görüş birliği içerisinde olduğunu görüyoruz. Şimdi önemli olan bu görüş birliğini nasıl kinetize ederek bir diplomatik hamleye dönüştürebiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Şu anda başta bölge ülkeleri liderleri olmak üzere bakanları da dahil nasıl bir formülasyonla bu konuyu yönetebiliriz açıkçası onun arayışı içerisindeyiz. Ben bu konuda daha fazla detaya girmek istemiyorum" şeklinde konuştu.

"BÖYLE BİR YANLIŞIN HİÇBİR ZAMAN İÇİN TELAFİSİ OLMAZ"

'Savaşa hazırlık' iddiaları! DMM'den açıklama
'Savaşa hazırlık' iddiaları! DMM'den açıklama
İçeriği Görüntüle

Bakan Fidan, “İstihbarat Teşkilatımız, Milli Savunma Bakanlığımız sınır ötesinde bu türden faaliyetleri çok yakından takip etmekte. Biz de kurumlar arası ortak eş güdüm çerçevesinde sürekli masada bu konuyu değerlendirmekteyiz. Bu konuyu açıkçası ben Amerika Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığım telefon görüşmesinde de ele aldım. Böyle bir durumun olduğunun emareleri var, söylentileri var. Bu konuda kendilerinin böyle bir çaba içerisinde olmadıklarını, böyle bir niyetlerinin olmadığını söylediler. Fakat şu da bir realite, ben o zaman da söyledim; İsrail'in bu konudaki niyeti bir sır değil. İsrail uzun yıllardır bölgedeki Kürt gruplarını bir proxy olarak, vekil unsur olarak kullanma konusunda bir strateji benimsemiştir. Şu anda İran'daki devam eden süreçte de Kürt grupları bu şekilde kullanma stratejisini kendileri belli çevrelerde deklare etmeye devam etmektedirler. Amerika, İsrail'in bu stratejisine ne kadar destek verir, ne kadar kendini ondan ayırır, nerede nötr durur? Bunlar hep yakın farklı renkler ama sonuçları itibarıyla farklı olan şeyler olabilir. Bunları yakından takip ediyoruz. Umuyoruz ki bölgedeki Kürt kanaat önderleri bu türden tarihi bir sorumluluğu sırtlanacak bir yanlış içerisinde olmazlar. Burada gerek Barzani, gerek Talabani, gerek diğer aktörlerle her zaman iletişim içerisindeyiz. Böyle bir yanlışın hiçbir zaman için telafisi olmaz. Irak ve Suriye'den sonra bölgemizde İran'da da çok uzun sürecek bir belirsizlik ve savaş ortamının ve karışıklık ortamının çıkması hiç kimsenin menfaatine değildir. Başta 560 küsur kilometre sınırı olan biz Türkiye olmak üzere. İran büyük ülkedir, büyük bir nüfusu vardır. Buradaki her türlü iç kriz bölgeye çarpan etkisiyle yayılır. Onun için bunu durdurmanın ve kontrol altına almanın da şu anda arayışı içerisindeyiz. Gördüğünüz gibi sorun çok katmanlı. Bölgesel ayağı var, içeriye bakan kısmı var, içerideki gruplara bakan kısmı var, İsrail'e, Amerika'ya bakan kısmı var. Bunların hepsini belli bir anlayışla yönetmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

"ÖNCELİKLİ OLARAK KENDİ VATANDAŞLARIMIZIN İHTİYAÇLARINI GÖZETMEKTEYİZ"

Bakan Fidan, “Savaşın başlamasıyla beraber bölgede çeşitli amaçlarla bulunan vatandaşlarımız, konsolosluklarımıza ve çağrı merkezimize müracaat ederek zaman zaman tahliye olma isteklerini dile getirmekte. Sadece kendi vatandaşlarımız değil, biz birçok sayıda ülkeden de açıkçası yardım ve iş birliği talebi almaktayız. Biliyorsunuz Körfez ülkeleri şu anda baskı altında olan ülkeler, ateş altında olan ülkeler. Burada birçok ülkeden çalışan bulunmakta. Bir de buradaki kış, oradaki yaza tekabül ettiği için de turistik amaçlı orada bulunan vatandaşlarımız ve yabancılar da var. Biz tabii ki öncelikli olarak kendi vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gözetmekteyiz. Şu anda özellikle başkonsolosluklarımızın, büyükelçiliklerimizin yönlendirmesiyle havadan gitme imkanı bulunmayan ülkelerdeki vatandaşlarımızın organize edilen, uygun olan ilk kara yolu vasıtasıyla ki otobüs seferleri organize edilmekte, buradan Suudi Arabistan'a ve Umman'a geçmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Buralara düzenli otobüs seferleri; Suudi Arabistan ve Umman'a gelindiği zaman burada hava seferleri var" dedi.