Geçtiğimiz günlerde Mega Endüstri Bölgeleri Master Planı devreye girdi.
Bu plan, Türkiye'nin sanayi kaderini kökten değiştirecek.
Plan gereği, sanayi bölgeleri Mega kentlerden çıkartılacak.
Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz’de endüstri alanları oluşturulacak.
Bunun birçok avantajı var aslında.
Öncelikle; en büyük sorun olan iç göç engellenecek.
Büyük kentler şişmeyecek.
Nüfus patlamaları yaşanmayacak.
Kentlerin altyapı hizmetleri çökmeyecek.
MARMARA’DA SANAYİ VE NÜFUS YIĞILMASI
Bir diğer avantaj ise bütün yumurtalar bir küfede olmayacak.
Yani ülke sanayisinin yüzde 50-60 civarı, bir kentte ya da bölgede bulunmayacak.
Allah muhafaza, sanayinin yoğun olduğu yerlerde olası bir deprem veya felakette ülkenin ekonomisi çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.
Proje 13 ilde uygulanacak.
59 bin hektara kurulacak 16 yeni mega endüstri bölgesi sayesinde, nüfusun Marmara ve Ege bölgelerine yığılmasının önüne geçilecek.
Zaten 86 milyonluk nüfusun 4’te 1’i Marmara’da.
15 milyondan fazla nüfusuyla da İstanbul başını çekiyor.
Düşünsenize; 5.461 km²’lik alanda milyonlarca kişi yaşıyor.
En yoğun ilçesi Türkiye’nin 50’den fazla şehrinden daha kalabalık.
Bahsettiğimiz Esenyurt’ta 1 milyon kişi yaşıyor ve bir kişiye ortalama sadece 43 m² alan düşüyor.
Bu farklılıkları göz önünde bulundurduğumuzda aslında İstanbul’a da Master Plan gerekiyor.
Çünkü şehir, neredeyse artık yönetilecek durumda değil.
Nüfus haddinden fazla belli alanlarda birikti.
İşe gitmek isteyen gidemiyor.
Evine dönmek isteyen dönemiyor.
Hayat pahalılığı da cabası.
İnsanlarda buhran derecesinde bir ruh hali de söz konusu.
İSTANBUL 3’E BÖLÜNMELİ
Buraya yapılacak bir Master Plan ile kent yeniden ayağa kalkabilir.
Zira İstanbul’u yönetmek artık sadece bir yönetimin yapabileceği iş olmaktan çıktı.
Bu yüzden;
İstanbul 1 kent değil, 3 bölgeli bir yapı olmalı.
Bir vali değil de 3 vali,
Bir belediye başkanı değil 3 belediye başkanı;
Hatta 3 ayrı emniyet müdürü yönetmeli bu bölgeleri.
Batı İstanbul; (Büyükçekmece, Silivri, Çatalca, Avcılar, Esenyurt vs) Sanayisi, konutlaşması yoğun olan yerlerde yönetim, altyapı, toplu taşıma ve sosyal hizmetlere odaklanmalı.
Merkez İstanbul; (Fatih, Beyoğlu, Sultanahmet, Eyüp Sultan vs) daha çok turizm ağırlıklı bir yapıya evrilip, ona göre yönetilmeli.
Doğu İstanbul; (Ataşehir, Pendik, Tuzla, Maltepe, Sancaktepe vs) nüfus yoğunluğu Batı ve Merkez’e göre daha düşük, ancak iş merkezleri ve konut alanları ile şehir ekonomisine önemli katkılar sağlıyor.
Yönetim, iş güvenliği, ekonomik yatırım ve yaşam kalitesini artıracak sosyal projelere odaklanmalı.
Kentin devasa sanayi alanları Anadolu’ya taşınmalı.
Böylece yukarda bahsettiğimiz gibi bütün yumurtalar aynı sepette olmayacak, risk azalacak.
Nüfus ve iş gücü çeşitliği ya şehir dışına ya da bahsettiğimiz o 3 bölgeye dağılacak.
Ülkemizin özellikle bu tarz büyük yani Master Planlara ihtiyacı var.
Ne sanayi yığılması ne de nüfus yığılması belli alanlarda olmamalı.
Bunun için bu tarz planların devreye sokulup, en düşük risklerin bile ortadan kaldırılması gerekiyor.