Önce ‘Nükleer’ dedi.
Ardından ‘Balistik Füze.’
Bu da yemeyince ‘Aşırılık’ dedi, ‘Rejim’ dedi.
Bu da tutmayınca tabii bakla ağızdan fırladı: “Petrol.”
Amerikalıların Değil, Trump ile Bibi’nin Savaşı
Amerika, belki de tarihinin en büyük acizliğini yaşıyor.
İsrail’e bu kadar ağır mahkûm olmuş başka bir başkan tarihlerinde hiç olmamıştır.
Çoğu zaman İsrail’in çizdiği çizgide hareket ediyor.
Netanyahu ile her görüşmesinden sonra alınan kararlar tesadüf değil.
Tıpkı bu savaş kararı gibi!
Müzakere, anlaşma, masa… Hepsi hikâye!
Kendisine dayatılan savaşı, Amerika’nın savaşıymış gibi gösteriyor.
Oysa bu, Amerikalıların savaşı değil.
ABD halkının ezici çoğunluğu bu savaşa karşı.
Destekleyenlerin oranı ise yaklaşık 4/1 civarı.
Bu destek ise Evanjelist gibi dini yapıların çoğunluğundan kaynaklanıyor.
Yani “Trump ile Netanyahu’nun savaşı” olduğu gerçeği artık gizlenemiyor.
Trump Sürekli Farklı Konuşuyor
Bin-bir bahaneyle İran’a savaş açıp,
İstediklerini elde edemeyince Avrupa’yı bile yardıma çağırdılar.
Yardıma kimse gelmeyince, üstüne bir de Hürmüz kapanınca,
Hayal ettikleri petrol boğazda, araçları ise yolda kaldı.
Bunu gören Trump ise “geri” yaptı:
“Benimle görüşüyorlar. İranlılar anlaşmak istiyor. Benimle konuşuyor. Her şey harika gidiyor.”
İran bunun hayal olduğunu söylüyor.
Eğer hayal ise Trump neyi yaşıyor?
“İsrail’i desteklemenin Tanrı’nın planı” olarak kabul eden Evanjeliklerin duasına ihtiyacı mı oluştu bilinmez. Ama 24 saat içinde yaptığı çelişkili açıklamalar ortada.
ABD, İsrail’i Hep Koruyacak!
Aslında işin özü şu:
Evet, Amerika tarihi boyunca İsrail’i hep koruyacak.
Çünkü İsrail’in korunacağı bir tek bağımsızlık bildirgelerinde yok.
Kongre yasalarında bu var.
Politikalarında bu var.
Ekonomilerinde bu var.
Teknolojilerinde de bu var.
İsrail, Ortadoğu’da ABD’nin ileri karakolu.
Her ne kadar ABD, İsrail’i sözüm ona “bölgedeki güçlü bir demokrasi ve özgürlükler ülkesi” olarak nitelendirse de…
Kendisini de özgürlüklerin savunucusu konumunda bulundursa da,
Kendi özgürlüğünü bu ileri karakoluna hapsetmiş durumda. (En azından bunu, şimdiki yönetim için diyebiliriz.)
Özgürlüğüne vurulmuş prangayı, lobiler aracılığıyla başka bir ülkenin elinde bulunduran (bu süper güç bile olsa) bir devletin akıbeti ne olur?
Sonbahardaki Seçimlere Yatırım
Trump-Bibi ikilisine gelince...
İkisinin kaderi sonbahardaki seçimlere bağlı.
Seçimler öncesi dışardaki politikaları ve hedefleri de aynı.
Biri yer altındakiler benimdir diyor.
Diğeri yer üstündekiler benimdir diyor.
Rotaları ise bu coğrafya.
Bu coğrafya onlar için “kaderin sonu” olur mu bilinmez.
Ama bu bölgede başlattıkları ateş, tüm dünyanın “kıyameti” olacak gibi…!