CHP’nin hepten ekseni kaymış durumda.

Hatırlayın...!

Eskiden CHP neyi ile meşhurdu?

Mahkeme kapılarına gitmesiyle.

CHP’nin meşhur AYM itirazları olurdu.

Kemal Anadollar, Ali Topuzlar, Haluk Koçlar hafızalarda!

2007 Cumhurbaşkanlığı Seçimi iptali,

2008 Üniversitelerde başörtüsü serbestisinin iptali

gibi çok önemli konularda bile mahkemelere başvurdular.

Hatta Kemal Anadol bir açıklamasında; sadece AK Parti iktidarında 43 kere AYM’ye başvurup rekor kırdıklarını söylemişti.

Sistemle Kavga, Sistemin Dili

Eskiden CHP demek, her krizi Anayasa Mahkemesi’ne taşımak demekti.

Mahkeme kapılarında hak arardı sürekli.

Sistemle kavga ederdi;

Ancak sistemin dilini konuşurdu.

Özel’in CHP’sinde ise bu kodlar ciddi bir sınavdan geçiyor.

Karşımızda ne eski CHP var,

Ne de tam olarak yönünü bulabilmiş yeni bir akıl.

Zaten Kılıçdaroğlu’nun “parti kodlarına dönmeli” uyarısı da tam bu yüzden!

Normalleşme mi, Radikalizm mi?

Özgür Özel yönetimi, “normalleşme” söylemi ile başlamıştı.

Ancak ne olduysa oldu;

Yargı kararlarını tamamen reddeden radikal bir tona savruldu.

Hukuk hükümlerini yok sayan bir irade!

Siyaset, tutarlılık ister.

Bir sabah el sıkışıp "normalleşiyoruz" mesajı vermek,

Bir akşam sistemi kökten reddedip masayı devirmek, bu tutarlılığı bozar.

Bu bir strateji mi, yoksa geçici bir rüzgâr mı?

Yargı kararlarına karşı en radikal resti çeken bir akıl,

Hangi masada, kiminle normalleşebilir?

Seçmen bu kafa karışıklığını sezer.

Çünkü devlet kuran bir aklın mirası, sistemi kilitlemekle değil,

Sistemin içinde alternatif üretmekle yaşar.

Bunu şu ana kadar göremedik.

Devletin TOMA’sının üzerine çıkıp,

"Şoförlüğünü de ülkenin Cumhurbaşkanı yapıyor” demek,

“Devlet kuran bir partinin genel başkanıyım” sözünü havada bırakır!

Ne diyelim;

Umarım partiler orijinal kodlarına.

Siyasiler de devlet aklına bir an önce bürünür.