81 ilde gıda operasyonu: 73 şüpheli hakkında işlem
81 ilde gıda operasyonu: 73 şüpheli hakkında işlem
İçeriği Görüntüle

İnsan ve Medeniyet Hareketi, son günlerde kamuoyunda tartışılan fon krizi ile ilgili yazılı bir açıklama yayımladı.

Yaşanan sürecin ekonomik hayatın ahlaki temellerini yeniden düşünmeyi gerektirdiğini belirten İnsan ve Medeniyet Hareketi, "Meseleyi şahıslar üzerinden değil; haksız kazanç, aldatma, güvenin istismarı ve giderek yaygınlaşan ahlaki duyarsızlık üzerinden ele alıyor, yaşananları hepimiz için ciddi bir muhasebe vesilesi olarak görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"DİNİ SÖYLEMLER HESAP VEREBİLİRLİĞİN YERİNİ TUTAMAZ"

İslam'ın çalışmayı ve alın teriyle kazanmayı teşvik ettiğini anlatan açıklamada, helal kazancın vazgeçilmez bir ilke olduğu vurgulandı. Bir kazancın hukuken mümkün olmasının onun mutlaka helal ve adil olduğu anlamına gelmeyeceğine dikkat çekilen açıklamada, "Dini söylemler, kardeşlik bağları ve kişisel itibar; şeffaflığın, denetimin ve hesap verebilirliğin yerini tutamaz. Mağduriyetlerin giderilmesi, hakların iadesi ve sorumlulukların hukuk içinde belirlenmesi ortak ve en güçlü talebimizdir." ifadeleri kullanıldı.

"BİZİ ALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR"

Kur'an-ı Kerim'deki ölçü ve tartı uyarılarının bütün ilişkilere yönelik olduğunu hatırlatan İnsan ve Medeniyet Hareketi, gerçeği gizleyerek güveni istismar etmenin açık bir ihlal olduğunu bildirdi. Peygamber Efendimizin "Bizi aldatan, bizden değildir." ikazına atıfta bulunulan açıklamada, dürüstlüğün Müslümanlar için bir tercih değil, imanla bağlantılı ahlaki bir sorumluluk olduğu kaydedildi.

"MÜSLÜMAN KİMLİĞİ BÜYÜK BİR EMANETTİR"

Müslüman kimliğiyle tanınan kişilerin hakka ve hukuka aykırı davranışlarının İslam'ın toplum nezdindeki itibarını zedelediğini belirten İnsan ve Medeniyet Hareketi, "Dinimizin kesinlikle reddettiği haksızlıkların İslam'a mal edilmesine yol açmak, yapılan kötülüğün sorumluluğunu ve vebalini daha da ağırlaştırır. Unutulmamalıdır ki Müslüman kimliği yalnızca bir aidiyet değil, sözümüzle davranışımız arasında tutarlılık gerektiren büyük bir emanettir." dedi.

Toplumsal değişimin takva ekseninde olması gerektiğini savunan hareket, herkesi ticari ilişkilerini helal ve haram ölçüleriyle yeniden muhasebe etmeye çağırdı. Açgözlülüğün yerine kanaatin, istismarın yerine dürüstlüğün hâkim kılınması gerektiğini vurgulayan İnsan ve Medeniyet Hareketi, "Müslümanca duruş, yalnızca doğruyu söylemek değil, doğru olanı yapmaktır. Helali savunurken haramdan sakınmak, adaleti talep ederken adil olmak, hakkı gözetirken kendi menfaatinden de vazgeçebilmektir." açıklamasında bulundu.