Son yıllarda sosyal medya, sadece fikirlerin paylaşıldığı bir mecra olmaktan çıkıp; hakaretin, dezenformasyonun ve siber zorbalığın kol gezdiği kontrolsüz bir alana dönüştü. Hepimizin malumu; klavye başına geçen ve gerçek kimliğini bir "yumurta kafa" veya sahte bir profilin arkasına gizleyenler, istedikleri kişiye istedikleri saldırıyı yapma özgürlüğünü kendilerinde buluyorlar. Ancak görünen o ki, bu "dijital maskeli balo" sona ermek üzere.

Bakan Gürlek düğmeye bastı

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in geçtiğimiz günlerde sinyallerini verdiği yeni düzenleme, dijital dünyada kartların yeniden dağıtılacağını gösteriyor. Planlanan 12. Yargı Paketi ile sosyal medya hesaplarına giriş yaparken artık tıpkı banka hesaplarımıza girer gibi kimlik doğrulaması ve SMS onayı yapılması gündemde. Yani Bakan’ın deyimiyle; "klavye delikanlılığı yapan, bunu artık açık kimliğiyle yapacak."

Peki, bu düzenleme bize ne getirecek?

Hukuki açıdan bakıldığında, mağduriyetlerin giderilmesi için devrim niteliğinde bir adım. Bugün birine sosyal medyadan hakaret edildiğinde veya bir çocuk istismarı vakası yaşandığında, fail anonim bir hesabın arkasındaysa yargılama süreci çoğu zaman "takipsizlikle" sonuçlanıyor. Failin kimliği tespit edilemediği için adalet tecelli etmiyor. Kimlik doğrulaması geldiğinde ise suçun şahsiliği ilkesi tıkır tıkır işleyecek; hakaret eden, tehdit savuran veya dezenformasyon yayan kişi yargı önünde hesap verecek.

Özgürlük mü, Güvenlik mi?

Elbette bu tür düzenlemeler beraberinde bazı endişeleri de getiriyor. "Fişlenecek miyiz?", "Kişisel verilerimiz platformların eline mi geçecek?" ya da "Anonimliğin sağladığı ifade özgürlüğü kısıtlanacak mı?" gibi sorular haklı olarak soruluyor. Ancak burada bir denge kurmak şart. Sokakta maskeyle gezip insanlara saldırmanın bir cezası varsa, dijital sokaklarda da kimliğini gizleyerek suç işlemenin bir bedeli olmalı.

Dünya da aslında bu yöne evriliyor. İspanya’dan Almanya’ya kadar pek çok ülke, anonimliğin getirdiği "sorumsuzluk" zırhını delmek için benzer adımlar atıyor.

En Büyük Engel: Dev Platformlar

Ancak madalyonun diğer yüzünde uygulama zorlukları var. X (Twitter), Instagram, Facebook gibi platformlar özel şirketler. Bu düzenlemenin hayata geçebilmesi için devlet kurumlarının bu dev şirketlerle tam bir uyum içinde çalışması gerekiyor. Eğer bu platformlar "doğrulama" sistemine direnirse, yasayı uygulamak imkansız hale gelebilir. Uzmanların da belirttiği gibi, bu şirketlerin hukuki statüsü netleştirilmeli ve sosyal medya artık bir "sorumluluk alanı" olarak tanımlanmalı.

Sonuç olarak...

Sosyal medya artık hayatımızın bir parçası değil, ta kendisi. Eğer dijital ortamda huzur, güven ve gerçek bir adalet bekliyorsak, sorumluluktan kaçan anonim hesapların yarattığı kirlilikle yüzleşmek zorundayız. Dijital vatandaşlık, sadece hakları değil sorumlulukları da beraberinde getirir. Kimlik doğrulaması, belki bazılarımızı rahatsız edebilir ama "klavye arkasındaki cezasızlık algısını" yıkmak için atılması gereken cesur bir adım gibi görünüyor.