Galatasaray için kritik bir hafta olacak.
Süper Kupayı kötü bir oyunla ezeli rakibine kaptıran Sarı Kırmızılar, -o maçın da etkisinden olacak ki- Gaziantep FK karşısında istediğini elde edemedi.
Şampiyonluğa oynayan bir takımın evinde puan kaybetmesi büyük risk.
Bunun yanı sıra Galatasaray’da son dönemde bir akıl tutulması da hâkim.
Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim.
Takımı birkaç oyuncu üzerine kurduğunuz zaman, onların yokluğu veya formsuzluğu bu sonuçları direkt etkiler.
Osimhen’in yoksa galibiyet de yok gol de…!
Sınırsız çaba sarf eden Torreira’nın yedeği yok.
Belli bir noktadan sonra o da kilitlenince, takım haftalardır geriye gidiyor.
Galatarasay’da son dönemde bir de Okan Buruk gerçeği var.

Kazanan takımı değiştirmemek önemlidir.
Ancak Okan Buruk, şampiyonluk dönemindeki o kimliğinden uzak.
Yenilikçi kimliği gitmiş, oyun içi hamleleri azalmış durumda.
Yapacağı değişiklikleri artık tribünler bile tahmin ediyor.
Elindeki kadroyu yetersiz mi görüyor yoksa hamle yapacak taktik mi geliştiremiyor bilinmez ama bir an önce ayarlarına geri dönmesi lazım.
Kulüpteki bir başka sorun ise ara dönem transferlerinin gecikiyor olması...
Ara transferlerin gecikmesi, alınan olumsuz sonuçlarla birleşince panik transfer riskini artırıyor.
Yönetimden gelen “Paradan kaçınılmayacak” açıklamaları da bu endişeyi güçlendiriyor.
Scout ekiplerinin de bu konuda yetersiz olduğu çok açık.
Sürekli 40–50 milyon euroluk oyuncuların gündeme gelmesi düşündürücü.
Galatasaray astronomik rakamlar ödeyen, bir transfer canavarına dönüştürülmemeli.

Aylık 10 milyon euroyu, yıllık 100 milyon euroyu aşan maaş yükü, kulübün geleceği adına ciddi bir tehlike.
Mevcut hâliyle bile bu maaşların ödeniyor olması büyük bir başarı…
Yönetim ve teknik ekip, bu gerçeği göz ardı etmemeli…
Yoksa kulübün geleceği tehlikeye girer…
Öte yandan, bu büyük transferler yapılamadığında ya da geciktiğinde fatura ya teknik direktöre ya da yönetime kesiliyor. (Son maçta tribünlerin istifa sesleri de bu yüzden)
Yönetim kendince haklı…
“300 milyon euroya yakın kadro kurdum sonuç bekliyorum” der… Topu teknik ekibe atar…
Okan hoca da kendince haklı…
“İlk 11’im tamam yedeklerim yok. Rotasyon yapamıyorum” der o da topu taca atar…
Ancak bu mazeretler; izleyen yani taraftar için çok da geçerli değil.
Taraftar sonuç odaklıdır…
Hele ki Galatasaray taraftarı; birkaç maç işler kötü gitti mi 3 yıllık üst üste şampiyonluklara ya da başarı hikâyelerine bakmaz, anında tepki verir.

O yüzden acilen bu ortamı değiştirecek net sonuçlara ihtiyaç var.
O nedenle bu hafta önemli hatta kritik…
“Şampiyonlar Ligi kadrosu kuruldu” denilen takımın Atlético Madrid maçı, bu sezonun ya özeti ya da itirafı olacak.
Çünkü bu karşılaşma, olumlu ya da olumsuz anlamda birçok sürecin başlangıcına sebep olabilir.
Temennimiz; Temsilcimizin rakibini yenerek yoluna devam etmesi yönünde….