Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na hitap etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar;
"HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLİYORUM"
Erdoğan konuşmasında, "Sayın Başkan, değerli devlet ve hükümet başkanları, Sayın Genel Sekreter, kıymetli delegeler; sizleri şahsım ve milletim adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bu kürsüden sizlere bir kere daha hitap etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nun başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı.
Genel Kurul Başkanlığını tamamlayan Baerbock'a teşekkür eden Erdoğan, başkanlığı devralan Sayın Rahman'a da başarılar diledi.

Erdoğan, yaklaşık 10 yıldır Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini tarafsızlıkla ve cesaretle yürüten Antonio Guterres'e de teşekkür ederek, "Kıymetli dostum Sayın Guterres'e çabalarından dolayı tebriklerimizi, teşekkürlerimizi iletiyorum." dedi.
ÖZGÜR FİLİSTİN'İN SESİ OLACAĞIZ
Konuşmasında Filistin'e de geniş yer veren Erdoğan, Filistin Devleti'nin değerli Başkanı Mahmud Abbas'ın üst üste iki yıldır Genel Kurul salonunda yer alamamasına dikkat çekti.
Erdoğan, "Öncelikle bir üzüntümü ifade etmek isterim, üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti'nin değerli başkanı Sayın Mahmut Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır." diye konuştu.

Abbas'ın salonda bulunamamasına rağmen Türkiye'nin özgür ve egemen Filistin Devleti'nin sesi olmaya devam edeceğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bilinmesini isterim ki Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin Devleti'nin sesi olacak, Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz."
"Bilinmesini isterim ki Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin Devleti'nin sesi olacak, Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz."
1945'E VURGU YAPTI!
BM'nin kuruluş sürecine de değinen Erdoğan, 26 Haziran 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalanırken üye ülkelerin büyük bir umutla ortaya koyduğu iradeyi hatırlattı.

Erdoğan, "Sayın Başkan, değerli üyeler; 26 Haziran 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi: 'Biz Birleşmiş Milletler halkları; bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, adaletin korunması ve antlaşmadan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik.' demişlerdi." ifadelerini kullandı.
Antlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçtiğini belirten Erdoğan, "Antlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti ama insanlık hâlen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor." dedi.

SON 12 AY 60'I AŞKIN ÇATIŞMA!
Dünyadaki çatışmalara dikkat çeken Erdoğan, son bir yıllık tabloya bakmanın yeterli olduğunu söyledi.
Erdoğan, "Öyle çok uzağa gitmeye gerek yok. Sadece son bir yıldaki tabloya göz atmak kafidir. Bakınız, geride bıraktığımız 12 ay, 60'ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti." diye konuştu.
"BU TAYYİP ERDOĞAN'IN ŞAHSİ DEĞİL İNSALIĞIN MESELESİDİR"
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gazze'den Ukrayna ve Rusya'ya, Myanmar'dan Darfur'a, İran'dan Lübnan'a 250 bin insan hayatını kaybetti. Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşandı."
Bugün kalbimle kelamım arasına yine perde koymadan bazı gerçekleri burada açık açık ifade edeceğim. Kimse kusura bakmasın, alınmasın. Bu Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. Bu insani meseledir. Hepimiz için vicdani bir meseledir. Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Yüreğinde insanlık olan, vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz.
"BM GÖREVİNİ İCRA EDEMEZ HALE GETİRİLDİ"
"Hepimizi sarsması gereken bu manzaranın bize anlattığı şudur. Bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu görevini icra edemez hale gelmiş daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat kan kaybetmeye devam etmektedir. Filistin'de, Lübnan'da, Sudan'da ve diğer kriz bölgelerinde umutlarını Birleşmiş Milletler'e bağlamış olanlar derin bir hayal kırıklığı içindedir."
"Ama hatırlatmak isterim ki bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacaktır. Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz. Çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşayabiliriz. Fakat yarın ne olacağını, başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz."
"Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki genel kurul temasını fevkalade isabetli buluyorum. Sayın Genel Sekreter'in Birleşmiş Milletler 80 girişimi dahil bu yönde sarf ettiği samimi çabaları destekliyoruz. Bu reform iradesinin mütakip genel sekreter döneminde de sürdürülmesini bekliyoruz."
"Tabi burada şu hakikati çok net ifade etmek istiyorum. Eğer Birleşmiş Milletler'e olan güven gerçekten arttırılmak isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir. Gazze'de çocuklar güven içinde olacak, Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA'ları, SİHA'ları değil, özgürce süzülen uçurtmaları görecek. Lübnan'da çocuklar gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak."
"Asyalı emekçilerin alın teri, vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak. Birleşmiş Milletler'e güven ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir."
"DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTİR İLKESİNE GÖRE REFORM EDİLMELİ"
"190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik konseyi dünya beşten büyüktür ilkesine göre mutlaka reform edilmelidir."
"Değerli dostlarım; bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken, diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. Bu noktada bazı temel prensipleri sizlerle burada paylaşmak istiyorum. Evvela, uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Unutulmasın ki yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur."
"İkinci olarak, uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız. Türkiye olarak bu ilkeyle hareket ettiğimiz Karadeniz Tahıl Koridoru gibi her konuda netice aldık; hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk."
"Üçüncü olarak, iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz. Güvensizlik üzerine bina edilen bir siyaset anlayışının kazananı olmadığını tarih bize acı tecrübelerle pek çok defa göstermiştir."
"Dördüncü olarak, dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz. Biz bunun yolunun ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısızlıktan geçtiğine inanıyoruz."
"Birbirine yollarla, ticaretle, enerji hatları ve ortak üretimle bağlanan toplumlar eninde sonunda huzur ve istikrarda birleşecektir."
"Son olarak, insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz. Bilinmelidir ki tekno-kutuplaşma ve dijital hegemonya ne Birleşmiş Milletler merkezli sisteme ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır."
"Kıymetli delegeler, Türkiye olarak bu ilkeleri sadece dile getirmekle kalmıyoruz; attığımız her adımda daha adil ve insani bir uluslararası sistemin arayışındayız."
"Bölgesel sahiplenme anlayışıyla Pakistan ve Suudi Arabistan'la kurduğumuz savunma ittifakı ile hem aramızdaki dayanışmayı perçinliyor hem de bölgemizdeki sorunlara bölge içerisinden çözümler üretmeyi amaçlıyoruz."
"Körfez'de fitili ateşlenen çatışma ve savaş ortamının sona erdirilmesi için ilgili aktörlerle yürüttüğümüz çabalarımız sürüyor. Çatışmaları civar bölgelere yaymak gibi tehlikeli bir girişimin kimseye faydası olmadığının altını önemle çiziyorum."
"VAKİT KAYBETMEDEN BAŞLAMALIYIZ"
"Gazze'de ise bir yıl evvel Şarm El-Şeyh'te attığımız imzanın takipçisiyiz. Gazze'nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlamamız gerekiyor. Bu konuda sizleri İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya davet ediyorum."
"Şunu herkes artık kabul etsin: Filistin Devleti'ni boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin Devleti'nin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz."
"SURİYE HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
"Dostlarım, 14 yıllık zulmün ardından Suriye, 8 Aralık Devrimi ile birlikte yeni bir yola girdi. Cumhurbaşkanı Şahra'nın liderliğinde Suriye'nin her türlü iç ve dış tehlikeye rağmen güvenli, huzurlu bir ülke olma hedefine doğru ilerlediğini görüyoruz. Bu yolculuklarında kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz."
"Bir diğer komşumuz Irak'ta devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilmesi çabalarına desteğimiz tamdır. Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere, bölgemizin refahını artıracak stratejik ulaştırma ve enerji projelerinde Irak'la iş birliği içinde çalışıyoruz."
"SAMİMİ ARZUMUZDUR"
"Rusya-Ukrayna savaşının ise Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesi samimi arzumuzdur. Karadeniz'de seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi, gıda güvenliğinin temini ve savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının önlenmesi amacıyla taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz."
"Karadeniz'de ticari gemilere yönelik son saldırıların, kim tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez olduğunu bilhassa vurguluyorum."
"KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİ TESCİL EDİLMELİ"
"Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğine inanıyoruz. Ege ve Doğu Akdeniz'de mevcut meselelerin iyi komşuluk ilişkileri temelinde ve uluslararası hukuka uygun biçimde çözülmesini arzu ediyoruz. Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz müşterek bir zemin oluşturulmasına katkı yapacaktır."
"Bu vesileyle Birleşmiş Milletler Genel Kurullarında yaptığım çağrıyı bugün bir kez daha tekrarlıyorum: Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayriinsani izolasyon artık son bulmalıdır."
"Uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis etmeye davet ediyorum."
"TÜRKİYE İSTİKRAR ADASI OLMAYI SÜRDÜRÜYOR"
"Değerli delegeler, Türkiye gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı dirençli ekonomisiyle çatışmaların ortasında adeta bir istikrar adası olmayı sürdürmektedir."
"Ülkemiz Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olarak kıtanın refah ve güvenliğinin temininde önemli roller üstlenmektedir. Temmuz ayında başarıyla ev sahipliği yaptığımız NATO Ankara Zirvesi, ortak güvenliğimize ilişkin kararlılığımızın somut bir nişanesi olmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında önemli açıklamalarda bulunuyor;
İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN




